ENNEAGRAM 4
Canlı ifade gücü olan, etkileyici, romantik, saklayıcı ve değişken ruh halli
Medyada Enneagram 4
Aşağıda bazı enneagram 4 karakterleri görebilirsiniz.
Duygu Üçlüsünde yer alır. E2’nin mantıksal olarak tam tersidir.
Dört’ler acı içinde kendilerinin farkındadırlar ve hislerini yeterince ifade edemezler. Buna karşılık çeşitli sanatsal ve yaratıcı yollarla kendilerini anlatırlar veya sadece hislerini saklamakla yetinirler. Sakinlik ve Ölçülü Olmak Erdemini yitirdiğimiz zaman kıskançlık ortaya çıkar ve içimizde bir şeylerin eksik olduğu kanısına saplanırız. Sorun, Dört’lerin incinmişlikleri ve iç yetersizlikleri ile özdeşleşmeleri ve sonra acıları ile bir yaşam biçimi oluşturmalarıdır. Aslında Dört’ler bir doğruyu görmektedirler: Benlik sahtedir, acıyı temel alır ve eninde sonunda yetersizdir.
Dört’ler bu farkındalığı değişim için kullanmak yerine duygusal tepkiler ve eksiklik inancı içinde boğuşurlar ve bundan bir kimlik oluştururlar. İç yetersizlik hissi ile özdeşleşen ve kaynağı ile ilgili öykülere ve yorumlara yapışan benlik varlığını sürdürür. Kıskançlık bizi aynı zamanda diğer insanlardan ve yaşamdan uzaklaştırır. Başkalarının aksine kendimizi hiçbir yere ait olmayan bir yabancı gibi hissetmemize ve bu yüzden başkalarından nefret etmemize neden olur. Sonuç, öz kimliğimizi veya değerimizi görmemize engel olan bir duygusal fırtına ve tepkiselliktir. Melankoli. Bu takılmaya Düş Kurma, Düşlemleme de diyebiliriz. Takılmış Dört’ler, kıskançlık dolu yoğun hislerini destekleyen hayalleri ile düş dünyasında kaybolmuşlardır.
Gelişme ve Çöküş Yönleri
Sağlıklı Dört’ler iç gözlemci, kendinin farkında, duyguları ve dürtüleri ile temasta, özünü arayan insanlardır.
Kendilerine ve başkalarına karşı duyarlı ve sezgisel- şefkatli, anlayışlı, düşünceli, ihtiyatlı ve saygılı davranırlar. Kendini canlı ve güçlü ifade eden, kendine özgü, bireysel kişilerdir. Hassastırlar, kolayca etkilenirler, yalnız başlarına olmaktan hoşlanırlar, bilinçdışı dürtülerinin yüzeye çıkmasını beklerler. Kendilerini rahatça anlatırlar, duygusal yönden dürüst, güvenilir ve içtendirler, özlerine sadıktırlar. İç dünyaları gibi ilişkilerine de tutkulu ve heyecanlı bakarlar; her hissi yargılamadan keşfetmeye hazır, ruhun “derin su dalgıçlarıdırlar.” Güzelliği vurgularlar ve duygularını estetik bir biçimde dışa vurmaktan hoşlanırlar. Yaşama ve kendilerine istihza ile bakarlar: Ciddi ve komik olabilirler, kolaylıkla hislenebilirler ama aynı zamanda duygusal yönden güçlü olabilirler. En iyi durumda: Engin bir yaratıcılığa sahip, özeli ve evrenseli, muhtemelen bir sanat biçimi ile ifade eden insan. Kişisel seviyede ise kurtarıcı ve yaratıcı niteliklere sahip, hayat verici, kendini yenileyen ve tüm deneyimlerini değerli bir şeylere dönüştüren kişi.
Averaj E4’ler yaşama bir sanatçı gibi ve romantik yönden bakmaya başlarlar; duygularını desteklemek için güzel ve estetik bir ortam oluşturmaya çalışırlar.
Tutkulu hislerini kullanarak, düşlemleme (fantezi) ve hayal gücü ile gerçeği yoğunlaştırırlar. Hisleri ile teması yitirmemek için her şeyi benimserler ve kişisel algılarlar, aşırı duygusallık içinde kolayca incinebilir duruma gelirler; kendilerini “değişik” ve “yabancı” hissederler. Averaj Dört’ler imajlarını korumak ve hislerini incelemek için geri plana çekilirler. İlgilendikleri, sevgi duydukları nesnelere karşı aşırı büyülenme ve ilgi yitirme arasında gidip gelirler. Değişik ruh halleri ve fırtınalı duyguları çevredeki insanları sürekli tedirgin eder. Gitgide daha nefsine düşkün, doğal davranamayan, sıkılgan bir insan olurlar. Başkalarından çok değişik olduklarına inanırlar ve kendilerini onlardan ayrı tutarlar. Melankolik hayalci, mağrur, çökmüş, zevk düşkünü bir insan olurlar ve yaşam biçimlerini sorgulayan herkese düşmanca davranırlar. Yoğun arzu ve nefreti birlikte yaşarlar ve bu onların günlük yaşamını etkiler. Kendine acıma ve başkalarını kıskanma duyguları, hayal ve kuruntu dünyasına, gerçek dışı beklentilere yol açar, kendi isteklerine düşkünlükleri artar. Zamanla yorgun, verimsiz, tükenmiş, beceriksiz bir insana dönüşürler.
Averaj Dört’ler, özlem, acı-tatlı aşk öyküleri, kayıplar ve benzeri melankolik duyguları körükleyen düşünceler içindedirler. Ne yazık ki bu zihinsel faaliyet Dört’leri nesnel gerçeklerden ve kendi doğalarından uzaklaştırır. Bazı durumlarda bu takılma öyle katılaşır ki kişi ne denli yetersiz olduğunu ve başkaları tarafından ne denli ihmal ve özellikle kurban edildiğini sürekli kendi kendine hatırlatır, bu doğrultuda öyküler oluşturur. (“Ben herkesten fazla incinmiş durumdayım! Kimse benim kadar acı çekmiyor!”) Bu takılma ile kişi kendinden başkasını düşünmez olur, geçmiş incinmelere saplanmıştır ve öz kimliğinden çok uzaklardadır. Dört’ün benlik gündemi belirli bir kimliği ayakta tutmak, birey olmaktır. Bunu sağlamak için de benlik, başkalarından ne denli değişik olduğunu kanıtlamaya çalışır.
Onaylama, “sırtını sıvazlama,” överek göklere çıkarma gibi baştan çıkarıcı ilgi göstererek insan kazanmaya çalışırlar. Sıklıkla “ilişkiden” söz ederler. Gitgide daha muhtaç olurlar ama bunu yadsırlar; aşırı samimiyet gösterirler, davetsiz misafirlerdir: Başkalarının kendilerine ihtiyacı olduğunu kanıtlamak için sevgi adına kişinin başına dikilir ve karışırlar. Başkaları için yeteri kadar bir şeyler yapamadığını düşünen ve kendini feda eden kişi olurlar; karşılanması gereken ihtiyaçlar yaratıp tükenirler. Başkalarının onlara bağlı olmalarını, her şeyi onlara rapor etmelerini, izin ve öneri için onlara gelmelerini isterler. “Yatırım” yaptıkları insanlara hâkim olma ve her şekilde baskı kurma eğilimi içindedirler. Gitgide kendilerini önemli görmeye başlarlar; başkaları için yaptıklarını abartarak önemserler ve karşılık beklerler. Keyfileşir ve küstahlaşırlar, buyurucu olup büyüklük ve amirlik taslarlar. İyilikleri için sürekli teşekkür beklerler ve şereflendirilmek isterler. Hastalık hastası olabilirler veya herkes için yaptıkları iyilikler yüzünden acı çeken mağdur rolünü oynayabilirler.
Sağlıksız halindeyken E4’ler kendileri hakkındaki düşünceleri gerçeklikten uzaklaştıkça oluşturdukları imajı desteklemeyen her şeyi ve herkesi reddederler; yaşamlarını sürdürebilmek için başkalarına olan bağımlılıkları artar.
Hayalleri ve beklentileri suya düşünce yenilgilerinden dolayı kendilerine, destek görmedikleri için de başkalarına aşırı öfkelenirler. “Herkes beni yüzüstü bırakıyor.” Öfke ve nefretlerini bastırmak için insanlardan kopar, ruhsal çöküntüye girer ve duygusal felce uğrarlar, kendini kısıtlayıcı davranışlara başlarlar. Müthiş yorgun, zihnen kargaşa içinde, duygusal olarak kapanmış, işlevselliğini yitirmiş bir şekilde hiçlik ve anlamsızlık duygularına kapılırlar. Kendine kuruntulu bir hor bakış, hiçbir destek görmediğini düşündüğü çevreye karşı mantıksız bir nefret, kendini ayıplama, ürkütücü ve hastalıklı düşünceler, yenilgilerin ve doyumsuz arzuların eziyeti içinde kendilerini çökertircesine suçlarlar. Değersizlik hisleri, umutsuzluk ve keder kendine zarar verme eğilimine yol açar. E4’ler değişken duygusal durumlarını iç gözlem ile pekiştirirler ve bunlarla özdeşleşirler. Sürekli hisleri izlemenin ve özellikle olumsuz olanlarına dikkat etmenin sonucunda kişilerarası ve pratik alanlarda sorunlar yaşarlar.
Aile ve Bireysel İlişkilerinde E4
Bu Üçlünün ortak ve yaygın sorunları kimlik ve düşmanca tavırlardır. E4’lerin düşmanlığı, kıskançlık, kin dolu istihza, kimlikleri sorgulandığı veya tehdit edildiği zaman insanlardan kopma şeklinde ortaya çıkar. Çökme Yönündeki Averaj E4’ler kendilerine yoğunlaşarak ve değişken ruh halleri içine girerek yaşamlarındaki önemli kişilerden uzaklaşırlar. Bunun yarattığı gerilim sonucunda, özellikle eşleri ile olan ilişkilerinde averaj E2’ler gibi davranmaya başlarlar. Duygusal fırtınaları yüzünden insanları dışlamadıklarından ve terk edilmeyeceklerinden emin olmak isterler. İnsanları memnun etmeye, karşılanacak ihtiyaç yaratmaya, sevdikleri için yaptıkları iyi şeylere dikkat çekmeye çalışırlar.
Sağlıksız E4’ler kendilerini bir türlü yola sokamamaktan dolayı umutsuzluğa düşerler; duygusal çöküntü içinde E2’ye doğru giderler. İşlevselliklerini yitirdikleri için başkalarını, onlara bakmaları için zorlarlar. Anne-baba veya bir arkadaşla yaşamaya başlarlar veya eşlerine bağımlı olurlar. Bu arada anlaşılmadıkları veya yeterince iyi bakılmadıkları iddiası ile içerleme hisleri başlar. Kendilerinden nefret ettikleri ve bağımlı oldukları ilişkileri mahvettikleri için ciddi sorunlar baş gösterir. Başkalarının yeniden onlara yönelmelerini ve bakmalarını sağlamak için tümüyle çözülürler.
Sağlıklı Dört’ler nefsine düşkün durumlardan kurtularak Tarz Bir’e gittikleri zaman sürekli değişen duygularının esiri olmaktan da kurtulmuş olurlar. Öznel ruh halleri yerine nesnel ilkelere göre davranmaya başlarlar. Nefsine yoğunlaşmanın yerini öz-disiplin alır. Kendilerini çalışmakla yükümlü olmayan değişik bir insan olarak görmekten vazgeçer, gerçek dünyada yerlerini alırlar. Dengeli öz-disiplin ve sezgileri ile duygusal zenginliklerini yaratıcı bir şekilde çevrelerine aktarabilirler. Üstünlük tavrı içinde yalnızca kendilerinin işleri iyi yaptıklarını ileri sürerler, başkalarını eleştirir ve azarlarlar. Kusursuzluk peşinde titiz davranırlar. Böyle zamanlarda Dört’lerin bozulma duyguları ve eş duyum eksiklikleri açığa çıkar. Kendileri ve yaşamları ile ilgili hoşnutsuzluklarının acısını en yakınlarından çıkarabilirler.
Dört’ler anne babanın ikisinden de kopukturlar, kendilerini terkedilmiş veya anlaşılmamış hissederler. Dört’ler küçükken örnek kişi eksikliğinden dolayı kendi içlerindeki his ve hayal dünyasına girerek kimliklerini yaratmışlardır. Yeteri nitelikte destek alamadıkları için bozulma hisleri içindedirler. Yetişkin ilişkilerinde bu bozulmaları yeniden yaşayabilirler.
Yapısal Örüntü
Dört’ler kendilerini ifade edebilmek, kendilerini başkalarına anlatabilmek için güzel şeyler yaratmak, hislerini gözden geçirmek ve korumak için insanlardan uzak durmak, herhangi bir şeyle meşgul olmadan önce hisleri ile baş edebilmek, gerçek dünyada kaçırdıklarını yakalamak için yoğun uğraşmak isterler; özel kimliklerinin ve katkılarının başkaları tarafından takdir edilmesini arzu ederler.
Dört’ler kimliklerini araştırırlar, kim olduklarını bilmek isterler; sağlam ve güvenilir bir kimliğe sahip olmak isterler. Kimliklerinden “bir şeyin eksik” olduğunu düşünürler ve bunu düzeltmek isterler. Kendilerinde olmayan her şeye sahip insanlara öykünürler. Arzuladıkları tüm özellikleri taşıyan ve aynı zamanda onları onaylayan bir “kurtarıcı” ararlar. Dört’ler kimlik ve değerlerinin yarattıkları eserlerle de ortaya çıkmasını ve onaylanmasını isterler.
Averaj ve sağlıksız Dört’ler düşlem dünyasına kaçarak kendilerini ve hislerinin anlamını bulacaklarına inanırlar. Ama bu süreç içinde yalnızca kendilerini kaybederler. Gerçeklerden uzaklaşıp sanal dünyada akıllarına gelen her şeyi yapar ve hissederler ve böylece zaman ve enerjilerini yitirirler. Giderek artan nefse düşkünlüklerine, insanlardan uzaklaşmalarına ve çeşitli kötü alışkanlıklar edinmiş olmalarına rağmen averaj Dört’lerde hala yeterli farkındalık vardır, ne yaptıklarının farkındadırlar. Kendilerine karşı dürüst olmaları sayesinde daha da gerilemenin önüne geçerler.
Deneyimlerini içselleştirerek nefisleri ile ilgili derin sezgilere sahip olabilirler veya tam tersi, dramatik, fırtınalı ve değişken mizaçlı bir insan olurlar. Öznel hisler ve dürtüler, bunları ifade etme ve saklı tutma ihtiyacı arasındaki çatışmalardır. Dört’ler anne babalarına karşı yetersiz oldukları için karanlık ve düşmanca hisler beslerler, sonra bununla ilgili suçluluk hislerine kapılırlar; bu da kendilerini kısıtlamalarına, bastırmalarına neden olur.
Dört’ler çöktükçe nefse dönük olumsuzluklara kapılırlar, diğer insanlardan ve ne tuhaftır ki kendilerinden de kopar ve uzaklaşırlar. Bu içe dönme ve nefse yoğunlaşma sarmalını bir yerinden çözemezlerse kendilerine ve düş kırıklığına uğrattıkları insanlara karşı duydukları nefret duyguları onları yer bitirir. Besledikleri düşmanca hisler denge yaratabilecek hiçbir olumlu yön içermez. Kendilerini değişken hisler ve duygusal durumlarla, özellikle olumsuz olanlarla, özdeşleştirmek. Hisler değiştikçe kimlik de değişir; bu da ruhsal ihtiyaçlara zarar verir.
Dört’ler şimdiki anın gerçeğine teslim olduklarında ve böylece değişken ruh hallerinden kurtulduklarında kendilerini bulacaklardır. Nefse düşkünlüğü ancak büyük bir atılım ile aşabilirler. Yararsız düşlerle vakit geçirmek yerine, bu belki de çelişkili ve tuhaf gözükebilir ama yaşamlarına etkin ve gerçekçi bir bakışla yaklaşmaları yerinde olur. Yaşamı hayal etmeyi bırakıp yaşamaya bakmalıdırlar; bunu da Dört’ler çok iyi bilirler.
Dört’ün Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: Dört’ler yaşamı kucaklayan, kendini yenileyen, kendinin farkında ve iç dünyasını kolaylıkla ifade eden duyarlı ve yaratıcı bir kişiden düşler kuran, sanat ve doğanın güzelliklerine duyarlı, inişli çıkışlı duygularla içine kapanan, kendini dışlanmış hisseden ve düşkünlükleri artan, daha sonra da içerleme duyguları içinde çevreye yabancılaşan, nefret duyguları içinde kendine eziyet eden ve en sonunda umutsuzluk içinde kendine zarar veren bir kişiye dönüşürler.
Dörtler kimliklerini duygularının çevresinde şekillendirdikleri için herhangi bir eksiklik yaşamak onlara ürkütücü gelir. E4’lerin romantizme, süslü ve gösterişli düşlemlere ve fırtınalı ilişkilere olan düşkünlük ve eğilimleri bundan kaynaklanmaktadır. Averaj E4’ler ruh hallerini ve duygusal durumlarını, olumsuz olsalar bile, düşlem zengini bir yaşam ile beslerler. Diğer bir deyişle averaj Dört’ler bir ruh hal ine girerler, daha sonra bu halde kalabilmek için çeşitli yollar düşünürler. Kalbin gerçek niteliklerinin eksikliğinin sürekli farkında oldukları için ruh hallerinden kötü olsalar bile vazgeçmek istemezler çünkü bu ruh halleri ile farkında oldukları deliği kapamaktadırlar.
E4’ler bazı eksikliklerin farkındadırlar ve bu onların yaratıcılığının kaynağı olur. Öte yandan, sağlıklı Dört’ler içlerinde bir şeylerin eksik olduğu hissi ile yaşayabilirlerse kalplerindeki o delik içten dolmaya başlar ve Dört’lerin gerçek değer ve kimliklerinin temeli atılmış olur.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu
E4’lerde rastlanınan bozuklardan birisiyse, Kaçınan Kişilik Bozukluğu, erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan ve değişik koşullarda seyreden, yetersizlik duyguları, sosyal açıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olmanın yer aldığı sürekli bir örüntüdür. Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, eleştiriden, onaylanmamaktan veya reddedilmekten korktukları için önemli kişilerarası temas içeren iş veya okul etkinliklerinden kaçarlar. İş arkadaşlarından eleştiri gelme olasılığını düşünerek yeni sorumluluklar içeren iş terfilerini geri çevirirler. Beğenileceklerine ve eleştiri olmadan kabul göreceklerine emin olmadan yeni arkadaş edinmezler. Aksini gösteren inandırıcı kanıtlar olmadan başkalarının eleştirel ve onaylamayan insanlar olduğunu varsayarlar. Destek ve ilgi görmeyecekleri grup etkinliklerine katılmazlar. Eleştirisiz kabulün garanti olduğu yakın ilişkilere girebilirler ama genelde kişilerarası yakınlık oluşturmakta zorlanırlar.
Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, sosyal ortamlarda eleştirilmek veya dışlanmak durumlarına çok kafa yordukları için bu tip tepkileri kolaylıkla algılarlar. En küçük bir onaylanmama veya eleştiride çok incinirler. Herhangi bir ilginin küçük düşürücü veya dışlayıcı olacağı korkusu ile çekingen, sessiz, kısıtlanmış ve “görünmez” olmayı yeğlerler. Ne söylerlerse söylesinler başkalarının bunu “yanlış” olarak tanımlayacağı beklentisi içinde hiçbir şey söylemezler. Alay veya istihza içeren gizli imalara büyük tepki gösterirler. Sosyal yaşamda etkin olmayı çok arzulamalarına rağmen kendilerini başkalarına teslim etmekten korkarlar. Yetersizlik hislerine ve düşük öz-saygıya sahip oldukları için insanlar arasında kendilerini engellenmiş ve kısıtlanmış hissederler. Özellikle yabancıların olduğu ortamlarda sosyal yeterlik ve kişisel çekicilikleri hakkında kuşkuya düşerler. Sosyal yönden beceriksiz, kişisel olarak itici ve değersiz olduklarına inanırlar. Utandırıcı olabileceğini düşündükleri yeni etkinliklere girmekte veya kişisel risk almakta isteksiz davranırlar.
Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, uygun giyinmedikleri için utanacaklarını düşünerek iş görüşmelerine gitmek istemezler. Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, temas halinde oldukları insanların hareket ve ifadelerine karşı sürekli tetiktedirler. Korku dolu ve gerilimli tavırları yüzünden başkalarının alaylarına muhatap olabilirler; bu da kendilerinden daha fazla kuşku duymalarına neden olur. Eleştiriye yüzleri kızararak veya ağlayarak tepkide bulunacaklarından endişe ederler. Başkaları onları ‘utangaç,’ ‘ürkek,’ ‘yalnız’ ve ‘izole” olarak tanımlar. Kabul ve şefkat arzularlar ve mükemmel ilişkiler hayal ederler.
ENNEAGRAM 4
Canlı ifade gücü olan, etkileyici, romantik, saklayıcı ve değişken ruh halli
Medyada Enneagram 4
Aşağıda bazı enneagram 4 karakterleri görebilirsiniz.
Duygu Üçlüsünde yer alır. E2’nin mantıksal olarak tam tersidir.
Dört’ler acı içinde kendilerinin farkındadırlar ve hislerini yeterince ifade edemezler. Buna karşılık çeşitli sanatsal ve yaratıcı yollarla kendilerini anlatırlar veya sadece hislerini saklamakla yetinirler. Sakinlik ve Ölçülü Olmak Erdemini yitirdiğimiz zaman kıskançlık ortaya çıkar ve içimizde bir şeylerin eksik olduğu kanısına saplanırız. Sorun, Dört’lerin incinmişlikleri ve iç yetersizlikleri ile özdeşleşmeleri ve sonra acıları ile bir yaşam biçimi oluşturmalarıdır. Aslında Dört’ler bir doğruyu görmektedirler: Benlik sahtedir, acıyı temel alır ve eninde sonunda yetersizdir.
Dört’ler bu farkındalığı değişim için kullanmak yerine duygusal tepkiler ve eksiklik inancı içinde boğuşurlar ve bundan bir kimlik oluştururlar. İç yetersizlik hissi ile özdeşleşen ve kaynağı ile ilgili öykülere ve yorumlara yapışan benlik varlığını sürdürür. Kıskançlık bizi aynı zamanda diğer insanlardan ve yaşamdan uzaklaştırır. Başkalarının aksine kendimizi hiçbir yere ait olmayan bir yabancı gibi hissetmemize ve bu yüzden başkalarından nefret etmemize neden olur. Sonuç, öz kimliğimizi veya değerimizi görmemize engel olan bir duygusal fırtına ve tepkiselliktir. Melankoli. Bu takılmaya Düş Kurma, Düşlemleme de diyebiliriz. Takılmış Dört’ler, kıskançlık dolu yoğun hislerini destekleyen hayalleri ile düş dünyasında kaybolmuşlardır.
Gelişme ve Çöküş Yönleri
Sağlıklı Dört’ler iç gözlemci, kendinin farkında, duyguları ve dürtüleri ile temasta, özünü arayan insanlardır.
Kendilerine ve başkalarına karşı duyarlı ve sezgisel- şefkatli, anlayışlı, düşünceli, ihtiyatlı ve saygılı davranırlar. Kendini canlı ve güçlü ifade eden, kendine özgü, bireysel kişilerdir. Hassastırlar, kolayca etkilenirler, yalnız başlarına olmaktan hoşlanırlar, bilinçdışı dürtülerinin yüzeye çıkmasını beklerler. Kendilerini rahatça anlatırlar, duygusal yönden dürüst, güvenilir ve içtendirler, özlerine sadıktırlar. İç dünyaları gibi ilişkilerine de tutkulu ve heyecanlı bakarlar; her hissi yargılamadan keşfetmeye hazır, ruhun “derin su dalgıçlarıdırlar.” Güzelliği vurgularlar ve duygularını estetik bir biçimde dışa vurmaktan hoşlanırlar. Yaşama ve kendilerine istihza ile bakarlar: Ciddi ve komik olabilirler, kolaylıkla hislenebilirler ama aynı zamanda duygusal yönden güçlü olabilirler. En iyi durumda: Engin bir yaratıcılığa sahip, özeli ve evrenseli, muhtemelen bir sanat biçimi ile ifade eden insan. Kişisel seviyede ise kurtarıcı ve yaratıcı niteliklere sahip, hayat verici, kendini yenileyen ve tüm deneyimlerini değerli bir şeylere dönüştüren kişi.
Averaj E4’ler yaşama bir sanatçı gibi ve romantik yönden bakmaya başlarlar; duygularını desteklemek için güzel ve estetik bir ortam oluşturmaya çalışırlar.
Tutkulu hislerini kullanarak, düşlemleme (fantezi) ve hayal gücü ile gerçeği yoğunlaştırırlar. Hisleri ile teması yitirmemek için her şeyi benimserler ve kişisel algılarlar, aşırı duygusallık içinde kolayca incinebilir duruma gelirler; kendilerini “değişik” ve “yabancı” hissederler. Averaj Dört’ler imajlarını korumak ve hislerini incelemek için geri plana çekilirler. İlgilendikleri, sevgi duydukları nesnelere karşı aşırı büyülenme ve ilgi yitirme arasında gidip gelirler. Değişik ruh halleri ve fırtınalı duyguları çevredeki insanları sürekli tedirgin eder. Gitgide daha nefsine düşkün, doğal davranamayan, sıkılgan bir insan olurlar. Başkalarından çok değişik olduklarına inanırlar ve kendilerini onlardan ayrı tutarlar. Melankolik hayalci, mağrur, çökmüş, zevk düşkünü bir insan olurlar ve yaşam biçimlerini sorgulayan herkese düşmanca davranırlar. Yoğun arzu ve nefreti birlikte yaşarlar ve bu onların günlük yaşamını etkiler. Kendine acıma ve başkalarını kıskanma duyguları, hayal ve kuruntu dünyasına, gerçek dışı beklentilere yol açar, kendi isteklerine düşkünlükleri artar. Zamanla yorgun, verimsiz, tükenmiş, beceriksiz bir insana dönüşürler.
Averaj Dört’ler, özlem, acı-tatlı aşk öyküleri, kayıplar ve benzeri melankolik duyguları körükleyen düşünceler içindedirler. Ne yazık ki bu zihinsel faaliyet Dört’leri nesnel gerçeklerden ve kendi doğalarından uzaklaştırır. Bazı durumlarda bu takılma öyle katılaşır ki kişi ne denli yetersiz olduğunu ve başkaları tarafından ne denli ihmal ve özellikle kurban edildiğini sürekli kendi kendine hatırlatır, bu doğrultuda öyküler oluşturur. (“Ben herkesten fazla incinmiş durumdayım! Kimse benim kadar acı çekmiyor!”) Bu takılma ile kişi kendinden başkasını düşünmez olur, geçmiş incinmelere saplanmıştır ve öz kimliğinden çok uzaklardadır. Dört’ün benlik gündemi belirli bir kimliği ayakta tutmak, birey olmaktır. Bunu sağlamak için de benlik, başkalarından ne denli değişik olduğunu kanıtlamaya çalışır.
Onaylama, “sırtını sıvazlama,” överek göklere çıkarma gibi baştan çıkarıcı ilgi göstererek insan kazanmaya çalışırlar. Sıklıkla “ilişkiden” söz ederler. Gitgide daha muhtaç olurlar ama bunu yadsırlar; aşırı samimiyet gösterirler, davetsiz misafirlerdir: Başkalarının kendilerine ihtiyacı olduğunu kanıtlamak için sevgi adına kişinin başına dikilir ve karışırlar. Başkaları için yeteri kadar bir şeyler yapamadığını düşünen ve kendini feda eden kişi olurlar; karşılanması gereken ihtiyaçlar yaratıp tükenirler. Başkalarının onlara bağlı olmalarını, her şeyi onlara rapor etmelerini, izin ve öneri için onlara gelmelerini isterler. “Yatırım” yaptıkları insanlara hâkim olma ve her şekilde baskı kurma eğilimi içindedirler. Gitgide kendilerini önemli görmeye başlarlar; başkaları için yaptıklarını abartarak önemserler ve karşılık beklerler. Keyfileşir ve küstahlaşırlar, buyurucu olup büyüklük ve amirlik taslarlar. İyilikleri için sürekli teşekkür beklerler ve şereflendirilmek isterler. Hastalık hastası olabilirler veya herkes için yaptıkları iyilikler yüzünden acı çeken mağdur rolünü oynayabilirler.
Sağlıksız halindeyken E4’ler kendileri hakkındaki düşünceleri gerçeklikten uzaklaştıkça oluşturdukları imajı desteklemeyen her şeyi ve herkesi reddederler; yaşamlarını sürdürebilmek için başkalarına olan bağımlılıkları artar.
Hayalleri ve beklentileri suya düşünce yenilgilerinden dolayı kendilerine, destek görmedikleri için de başkalarına aşırı öfkelenirler. “Herkes beni yüzüstü bırakıyor.” Öfke ve nefretlerini bastırmak için insanlardan kopar, ruhsal çöküntüye girer ve duygusal felce uğrarlar, kendini kısıtlayıcı davranışlara başlarlar. Müthiş yorgun, zihnen kargaşa içinde, duygusal olarak kapanmış, işlevselliğini yitirmiş bir şekilde hiçlik ve anlamsızlık duygularına kapılırlar. Kendine kuruntulu bir hor bakış, hiçbir destek görmediğini düşündüğü çevreye karşı mantıksız bir nefret, kendini ayıplama, ürkütücü ve hastalıklı düşünceler, yenilgilerin ve doyumsuz arzuların eziyeti içinde kendilerini çökertircesine suçlarlar. Değersizlik hisleri, umutsuzluk ve keder kendine zarar verme eğilimine yol açar. E4’ler değişken duygusal durumlarını iç gözlem ile pekiştirirler ve bunlarla özdeşleşirler. Sürekli hisleri izlemenin ve özellikle olumsuz olanlarına dikkat etmenin sonucunda kişilerarası ve pratik alanlarda sorunlar yaşarlar.
Aile ve Bireysel İlişkilerinde E4
Bu Üçlünün ortak ve yaygın sorunları kimlik ve düşmanca tavırlardır. E4’lerin düşmanlığı, kıskançlık, kin dolu istihza, kimlikleri sorgulandığı veya tehdit edildiği zaman insanlardan kopma şeklinde ortaya çıkar. Çökme Yönündeki Averaj E4’ler kendilerine yoğunlaşarak ve değişken ruh halleri içine girerek yaşamlarındaki önemli kişilerden uzaklaşırlar. Bunun yarattığı gerilim sonucunda, özellikle eşleri ile olan ilişkilerinde averaj E2’ler gibi davranmaya başlarlar. Duygusal fırtınaları yüzünden insanları dışlamadıklarından ve terk edilmeyeceklerinden emin olmak isterler. İnsanları memnun etmeye, karşılanacak ihtiyaç yaratmaya, sevdikleri için yaptıkları iyi şeylere dikkat çekmeye çalışırlar.
Sağlıksız E4’ler kendilerini bir türlü yola sokamamaktan dolayı umutsuzluğa düşerler; duygusal çöküntü içinde E2’ye doğru giderler. İşlevselliklerini yitirdikleri için başkalarını, onlara bakmaları için zorlarlar. Anne-baba veya bir arkadaşla yaşamaya başlarlar veya eşlerine bağımlı olurlar. Bu arada anlaşılmadıkları veya yeterince iyi bakılmadıkları iddiası ile içerleme hisleri başlar. Kendilerinden nefret ettikleri ve bağımlı oldukları ilişkileri mahvettikleri için ciddi sorunlar baş gösterir. Başkalarının yeniden onlara yönelmelerini ve bakmalarını sağlamak için tümüyle çözülürler.
Sağlıklı Dört’ler nefsine düşkün durumlardan kurtularak Tarz Bir’e gittikleri zaman sürekli değişen duygularının esiri olmaktan da kurtulmuş olurlar. Öznel ruh halleri yerine nesnel ilkelere göre davranmaya başlarlar. Nefsine yoğunlaşmanın yerini öz-disiplin alır. Kendilerini çalışmakla yükümlü olmayan değişik bir insan olarak görmekten vazgeçer, gerçek dünyada yerlerini alırlar. Dengeli öz-disiplin ve sezgileri ile duygusal zenginliklerini yaratıcı bir şekilde çevrelerine aktarabilirler. Üstünlük tavrı içinde yalnızca kendilerinin işleri iyi yaptıklarını ileri sürerler, başkalarını eleştirir ve azarlarlar. Kusursuzluk peşinde titiz davranırlar. Böyle zamanlarda Dört’lerin bozulma duyguları ve eş duyum eksiklikleri açığa çıkar. Kendileri ve yaşamları ile ilgili hoşnutsuzluklarının acısını en yakınlarından çıkarabilirler.
Dört’ler anne babanın ikisinden de kopukturlar, kendilerini terkedilmiş veya anlaşılmamış hissederler. Dört’ler küçükken örnek kişi eksikliğinden dolayı kendi içlerindeki his ve hayal dünyasına girerek kimliklerini yaratmışlardır. Yeteri nitelikte destek alamadıkları için bozulma hisleri içindedirler. Yetişkin ilişkilerinde bu bozulmaları yeniden yaşayabilirler.
Yapısal Örüntü
Dört’ler kendilerini ifade edebilmek, kendilerini başkalarına anlatabilmek için güzel şeyler yaratmak, hislerini gözden geçirmek ve korumak için insanlardan uzak durmak, herhangi bir şeyle meşgul olmadan önce hisleri ile baş edebilmek, gerçek dünyada kaçırdıklarını yakalamak için yoğun uğraşmak isterler; özel kimliklerinin ve katkılarının başkaları tarafından takdir edilmesini arzu ederler.
Dört’ler kimliklerini araştırırlar, kim olduklarını bilmek isterler; sağlam ve güvenilir bir kimliğe sahip olmak isterler. Kimliklerinden “bir şeyin eksik” olduğunu düşünürler ve bunu düzeltmek isterler. Kendilerinde olmayan her şeye sahip insanlara öykünürler. Arzuladıkları tüm özellikleri taşıyan ve aynı zamanda onları onaylayan bir “kurtarıcı” ararlar. Dört’ler kimlik ve değerlerinin yarattıkları eserlerle de ortaya çıkmasını ve onaylanmasını isterler.
Averaj ve sağlıksız Dört’ler düşlem dünyasına kaçarak kendilerini ve hislerinin anlamını bulacaklarına inanırlar. Ama bu süreç içinde yalnızca kendilerini kaybederler. Gerçeklerden uzaklaşıp sanal dünyada akıllarına gelen her şeyi yapar ve hissederler ve böylece zaman ve enerjilerini yitirirler. Giderek artan nefse düşkünlüklerine, insanlardan uzaklaşmalarına ve çeşitli kötü alışkanlıklar edinmiş olmalarına rağmen averaj Dört’lerde hala yeterli farkındalık vardır, ne yaptıklarının farkındadırlar. Kendilerine karşı dürüst olmaları sayesinde daha da gerilemenin önüne geçerler.
Deneyimlerini içselleştirerek nefisleri ile ilgili derin sezgilere sahip olabilirler veya tam tersi, dramatik, fırtınalı ve değişken mizaçlı bir insan olurlar. Öznel hisler ve dürtüler, bunları ifade etme ve saklı tutma ihtiyacı arasındaki çatışmalardır. Dört’ler anne babalarına karşı yetersiz oldukları için karanlık ve düşmanca hisler beslerler, sonra bununla ilgili suçluluk hislerine kapılırlar; bu da kendilerini kısıtlamalarına, bastırmalarına neden olur.
Dört’ler çöktükçe nefse dönük olumsuzluklara kapılırlar, diğer insanlardan ve ne tuhaftır ki kendilerinden de kopar ve uzaklaşırlar. Bu içe dönme ve nefse yoğunlaşma sarmalını bir yerinden çözemezlerse kendilerine ve düş kırıklığına uğrattıkları insanlara karşı duydukları nefret duyguları onları yer bitirir. Besledikleri düşmanca hisler denge yaratabilecek hiçbir olumlu yön içermez. Kendilerini değişken hisler ve duygusal durumlarla, özellikle olumsuz olanlarla, özdeşleştirmek. Hisler değiştikçe kimlik de değişir; bu da ruhsal ihtiyaçlara zarar verir.
Dört’ler şimdiki anın gerçeğine teslim olduklarında ve böylece değişken ruh hallerinden kurtulduklarında kendilerini bulacaklardır. Nefse düşkünlüğü ancak büyük bir atılım ile aşabilirler. Yararsız düşlerle vakit geçirmek yerine, bu belki de çelişkili ve tuhaf gözükebilir ama yaşamlarına etkin ve gerçekçi bir bakışla yaklaşmaları yerinde olur. Yaşamı hayal etmeyi bırakıp yaşamaya bakmalıdırlar; bunu da Dört’ler çok iyi bilirler.
Dört’ün Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: Dört’ler yaşamı kucaklayan, kendini yenileyen, kendinin farkında ve iç dünyasını kolaylıkla ifade eden duyarlı ve yaratıcı bir kişiden düşler kuran, sanat ve doğanın güzelliklerine duyarlı, inişli çıkışlı duygularla içine kapanan, kendini dışlanmış hisseden ve düşkünlükleri artan, daha sonra da içerleme duyguları içinde çevreye yabancılaşan, nefret duyguları içinde kendine eziyet eden ve en sonunda umutsuzluk içinde kendine zarar veren bir kişiye dönüşürler.
Dörtler kimliklerini duygularının çevresinde şekillendirdikleri için herhangi bir eksiklik yaşamak onlara ürkütücü gelir. E4’lerin romantizme, süslü ve gösterişli düşlemlere ve fırtınalı ilişkilere olan düşkünlük ve eğilimleri bundan kaynaklanmaktadır. Averaj E4’ler ruh hallerini ve duygusal durumlarını, olumsuz olsalar bile, düşlem zengini bir yaşam ile beslerler. Diğer bir deyişle averaj Dört’ler bir ruh hal ine girerler, daha sonra bu halde kalabilmek için çeşitli yollar düşünürler. Kalbin gerçek niteliklerinin eksikliğinin sürekli farkında oldukları için ruh hallerinden kötü olsalar bile vazgeçmek istemezler çünkü bu ruh halleri ile farkında oldukları deliği kapamaktadırlar.
E4’ler bazı eksikliklerin farkındadırlar ve bu onların yaratıcılığının kaynağı olur. Öte yandan, sağlıklı Dört’ler içlerinde bir şeylerin eksik olduğu hissi ile yaşayabilirlerse kalplerindeki o delik içten dolmaya başlar ve Dört’lerin gerçek değer ve kimliklerinin temeli atılmış olur.
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu
E4’lerde rastlanınan bozuklardan birisiyse, Kaçınan Kişilik Bozukluğu, erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan ve değişik koşullarda seyreden, yetersizlik duyguları, sosyal açıdan kendini geri çekme ve başkalarınca olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlı olmanın yer aldığı sürekli bir örüntüdür. Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, eleştiriden, onaylanmamaktan veya reddedilmekten korktukları için önemli kişilerarası temas içeren iş veya okul etkinliklerinden kaçarlar. İş arkadaşlarından eleştiri gelme olasılığını düşünerek yeni sorumluluklar içeren iş terfilerini geri çevirirler. Beğenileceklerine ve eleştiri olmadan kabul göreceklerine emin olmadan yeni arkadaş edinmezler. Aksini gösteren inandırıcı kanıtlar olmadan başkalarının eleştirel ve onaylamayan insanlar olduğunu varsayarlar. Destek ve ilgi görmeyecekleri grup etkinliklerine katılmazlar. Eleştirisiz kabulün garanti olduğu yakın ilişkilere girebilirler ama genelde kişilerarası yakınlık oluşturmakta zorlanırlar.
Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, sosyal ortamlarda eleştirilmek veya dışlanmak durumlarına çok kafa yordukları için bu tip tepkileri kolaylıkla algılarlar. En küçük bir onaylanmama veya eleştiride çok incinirler. Herhangi bir ilginin küçük düşürücü veya dışlayıcı olacağı korkusu ile çekingen, sessiz, kısıtlanmış ve “görünmez” olmayı yeğlerler. Ne söylerlerse söylesinler başkalarının bunu “yanlış” olarak tanımlayacağı beklentisi içinde hiçbir şey söylemezler. Alay veya istihza içeren gizli imalara büyük tepki gösterirler. Sosyal yaşamda etkin olmayı çok arzulamalarına rağmen kendilerini başkalarına teslim etmekten korkarlar. Yetersizlik hislerine ve düşük öz-saygıya sahip oldukları için insanlar arasında kendilerini engellenmiş ve kısıtlanmış hissederler. Özellikle yabancıların olduğu ortamlarda sosyal yeterlik ve kişisel çekicilikleri hakkında kuşkuya düşerler. Sosyal yönden beceriksiz, kişisel olarak itici ve değersiz olduklarına inanırlar. Utandırıcı olabileceğini düşündükleri yeni etkinliklere girmekte veya kişisel risk almakta isteksiz davranırlar.
Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, uygun giyinmedikleri için utanacaklarını düşünerek iş görüşmelerine gitmek istemezler. Kaçınan Kişilik Bozukluğu olan insanlar, temas halinde oldukları insanların hareket ve ifadelerine karşı sürekli tetiktedirler. Korku dolu ve gerilimli tavırları yüzünden başkalarının alaylarına muhatap olabilirler; bu da kendilerinden daha fazla kuşku duymalarına neden olur. Eleştiriye yüzleri kızararak veya ağlayarak tepkide bulunacaklarından endişe ederler. Başkaları onları ‘utangaç,’ ‘ürkek,’ ‘yalnız’ ve ‘izole” olarak tanımlar. Kabul ve şefkat arzularlar ve mükemmel ilişkiler hayal ederler.