<<<<<<< HEAD ======= <<<<<<< HEAD PsyKey | MBTI & Enneagram

PSYKEY

ENNEGRAM HAKKINDA


Kişilik tipleri fikri, yani insanları genel bazı kalıplara göre sınıflandırma çabası, uzun zamandır hem insanların hem de bilim dünyasının merak ettiği bir konu. Bugün ortalıkta onlarca farklı kişilik tipi sistemi dolaşıyor. Psikoloji alanındaki bazı uzmanlar hâlâ bu yöntemlerin bilimsel kesinlikten uzak olduğunu düşünse de şirketler, üniversiteler ve çeşitli kurumlar Myers-Briggs (MBTI) gibi testleri hâlâ kişilik analizi için kullanıyor. Benzer şekilde Beş Faktör Modeli (Big Five) de akademik çevrelerde en çok kabul gören kişilik teorilerinden biri. Bu modern teoriler henüz yeni sayılabilecek sosyal bilim ürünleri olsa da, çok daha eski bir sistem olan Enneagram yıllardır kullanılmaya devam ediyor. İlginç bir şekilde, geçerlilik konusunda Big Five ve MBTI’ye yakın sonuçlar ürettiği düşünülüyor. Aşağıda Enneagram’ın nereden geldiğinden, teorisinden ve değişip değişemeyeceğinden bahsedeceğiz.


Ennegram nereden çıktı?


Ennegram’ı şu anki sistematik haline getiren çalışmalar Oscar Ichazo ve Claudio Naranjo gibi düşünürler tarafından düzenlenmiş olsa bile nereden ortaya çıktığı büyük bir tartışma konusudur. Enneagram sisteminin “sözlü gelenek” olarak Sufilerden geldiği veya başka bir eski öğretiden doğduğu aslında yaygın ve yanlış bir inançtır. Ichazo’nun bu tip geleneklerden öğrendiği doğru olsa bile Enneagram sembolü ile ilişkili bu geleneklerin birleştirilmesi tümüyle kendi yaratıcılığının sonucudur. Sonuç olarak “geleneksel Enneagram” felsefesi, tasavvufi Museviliğe, Hıristiyanlığa, Müslümanlığa, Taoculuğa, Budizme ve antik Yunan felsefesine (özellikle Sokrat, Eflatun ve yeni Eflatuncular) dayanmaktadır; yine de bu felsefenin başlangıcı Ichazo’nun onu ilk öğrettiği 1960 yıllarıdır. Ennegram’ı şu anki sistematik haline getiren çalışmalar Oscar Ichazo ve Claudio Naranjo gibi düşünürler tarafından düzenlenmiş olsa bile nereden ortaya çıktığı büyük bir tartışma konusudur. Enneagram sisteminin “sözlü gelenek” olarak Sufilerden geldiği veya başka bir eski öğretiden doğduğu aslında yaygın ve yanlış bir inançtır. Ichazo’nun bu tip geleneklerden öğrendiği doğru olsa bile Enneagram sembolü ile ilişkili bu geleneklerin birleştirilmesi tümüyle kendi yaratıcılığının sonucudur. Sonuç olarak “geleneksel Enneagram” felsefesi, tasavvufi Museviliğe, Hıristiyanlığa, Müslümanlığa, Taoculuğa, Budizme ve antik Yunan felsefesine (özellikle Sokrat, Eflatun ve yeni Eflatuncular) dayanmaktadır; yine de bu felsefenin başlangıcı Ichazo’nun onu ilk öğrettiği 1960 yıllarıdır.


Ichazo'ya Göre Ennegram


İnsanın 3 ana dönemi vardır. Öz, başlangıçtır. öz olarak her insan kusursuz ve korkusuzdur, evrenle sevgi içinde bir olmuştur. Derken bir şeyler olur ve kişilik gelişmeye başlar, karma birikir, nesnellikten öznelliğe geçiş başlar. İnsan özünden kişiliğin içine düşer. Sakinliğimizi kaybedersek öfkeye yöneliriz, özden kişiliğin içine düşüşün örnek olarak tam açıklaması budur. Bu kaybın neden olduğu gizli incinme, utanç ve keder o denli büyüktür ki benliğimiz bu durumla baş edebilmek için farklı yollar bulmak durumunda kalır. Bu farklı yollar kişiliğimizin günahından geçer. Ennegramın ilk dokuz şekli Yunanistan’dan Mısır’a giderken nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde İlahi erdemlerin tersi olan 7 ölümcül günahla ilişkilendirilmiştir. Bu ilişkilendirmede, her kişilik tipinin temel bir günahı vardır. Bu günahlar Enneagram tipinin kişiliğinin tam orta merkezidir, davranışlarının köküdür. Her tip için temel günahlar,



Olarak verilir.

Örneğin Tip 1’in öfkelenmeden önce sahip olduğu sakinliğe ilahi erdem denir ve ilahi erdemini kaybedip öfkeye yani ölümcül günahına kapılır. Tip 1 öfkelidir çünkü ilahi erdemi olan sakinlikten uzaklaşmış, aynı zamanda gerçek kimliğinden de uzaklaşmıştır. Ancak özümüze dönmemiz mümkündür. Ennegramın amaçlarından biri de budur. İlahi erdemimiz hatırlayıp öze dönüşün temel anahtarı olarak ennegram öğretisi ortaya çıkmıştır. Öze geri dönüp günahın bırakılması ise “Erdemdir”.


Kişilik Nasıl Oluşur ?


İnsanın kişilik tipinin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Kalıtımın ve erken çocukluk zamanlarında anne baba ile (veya diğer önemli kişilerle) olan ilişkilerin en önemli iki etken olduğu varsayılmaktadır; buna rağmen bu iki unsurun çok karmaşık olduğu ve bilim tarafından tam anlamıyla anlaşılmadığı da açıktır. Kalıtım bize temel bir mizaç veriyor; anne babalarımızla olan ilk ilişkiler ise bu mizaç eğilimini belirginleştiriyor ve yaşama hazırlanırken ne denli sağlıklı olacağımızı etkiliyor. Anne babanın kişilik tipleri kesinlikle çocuğun kişilik tipini “yaratmıyor.” Eğer kalıtım kendi başına tarzı saptıyor olsaydı bir anne babadan doğma tüm çocukların aynı kişilik tipine sahip olmaları gerekirdi veya bu anne babadan daha çok bazı tiplerde çocuklar doğuyor olurdu. Anne babanın kişilik tiplerine bakarak çocuğun tipini tahmin etmeyi olanaksız kılan bir kalıtım değneği var gibi gözüküyor. Diğer bir deyişle, ailemize belirli bazı kartlar dağıtılmış olarak geliriz ve bu temel taşları en iyi şekilde kullanma yollarını bulmalıyız. Tabii ki mizacımızı biz bilinçli olarak seçemiyoruz, anne babamızın da bu konuda bilinçli veya bilinçsiz bir seçimi söz konusu değil. Kişilik tarzımız ile ilgili bilinçli seçimlerimiz daha sonra gelişmemiz sırasında ortaya çıkıyor ve kimliğimizin, özellikle belirli hislere ve özelliklere izin veren veya onları engelleyen “nefis algılamamızın” oluşmasını sağlıyor. Doğal olarak tipi etkileyen daha birçok öğe var ama konumuz ile alakalı olmadığı için pratik açıdan bunlara burada yer vermeyeceğiz. Her insanın bir temel kişilik tipi vardır; bu tip, nefsi ve başkalarını anlamada kullanacağımız bir anahtardır.


Kişilik Değişir mi? Ne Yöne Değişebilir?


Zamanla, özellikle büyüdükçe, asıl kişilik tipimiz değişip değişmeyeceği de soru konusu olmuştur. Bazı insanlar çocukken bir tip, yetişkin olduklarında ise çeşitli unsurlardan dolayı başka bir tip olduklarını ileri sürerler. Biz insanların asıl tiplerinin değişmediğine inanıyoruz. Kalıtım ve çocuk yaştaki deneyimlerimiz sonucunda, özellikle anne babalarımız ile olan ilişkilerimizin etkisi altında, bir kişilik tipi ediniyoruz ve yaşam boyu o asıl tipin içinde gelişerek veya çökerek yaşıyoruz. Ama gerçekte insanlar değişir ve Enneagram bu ruhsal değişimleri de anlatır. Duygusal halimiz gün içinde birçok kez ve anlaşılabilir örüntüler içinde değişebilir. Enneagramın iç çizgileri bu örüntüleri açıklar. Enneagramın ana tarzdan çıkan çizgileri doğrultusunda herkes Gelişme ve Çökme Yönlerinde “ilerleyebilir.” Çökme veya Gerilim Yönü, kişinin artan gerilim içinde olduğunu ve asıl tipi içinde bazı konularla baş edemediğini, dolayısıyla bu yönde gittiğini gösterir. Enneagramın çökme yolu 1-4-2-8-5-7-1 ve 9-6-3-9 çizgileri üzerindedir. Gelişme Yönünde herhangi bir ilerleme ise kendimizi güvende hissettiğimizi gösterir. Bu yol yukarıdaki dizinin tam tersidir: 1-7-5-8-2-4-1 ve 9-3-6-9. Duygusal olarak sağlıksız veya nörotik olduğumuz zaman neler olacağını bize tipimizin sağlıksız özellikleri gösterir. Aynı şekilde Gelişme ve Çökme Yönlerindeki tiplerin özelliklerini de öğrenerek kendimizde izlediğimiz çeşitli davranışları tanımlayabiliriz. Asıl kişilik tipimiz çocuk yaşlarda edindiğimiz tiptir, ama zaman içinde bütün tiplerin sağlıklı yönlerine sahip olabiliriz. Gelişme Yönümüzdeki tipten başlayarak Enneagramın çevresindeki diğer tiplere doğru tırmanan sonsuz bir bütünleşme sarmalı ile asıl kişilik tipimizin ötesine geçebiliriz.


Gelişme Yönü


Gelişme yönü, hangi tip bizim gelişme yönümüz ise o tipin iyi özelliklerini göstermeye başlarız. Örneğin, Tip 5 birisi 8 yönünde geliştiği zamanlarda hareketsizlik, tembellik ve çok detaylı düşünüp yapması gereken şeylere başlayamama gibi özelliklerini göstermektense bunları Tip Sekizin; hızlı harekete geçme, karar alma ve hızlı uygulama, sonuç alma gibi özellikleriyle yamalar ve gelişme yönünü göstermiş olur. Örneğin, Tip 2’nin 1. 4. ve 7. Seviyelerinde görülen psikolojik süreçler paraleldir. Seviye 1’deki çıkar gözetmeyen özverili kişi, Seviye 4’teki taşkın arkadaşa ve sonra da Seviye 7’deki nefsini aldatan, çıkarı için kurnazlıkla yönlendiren kişiye dönüşür. Kısacası koşulsuz sevgi, ilk önce insanları memnun etme sonra da çıkar için kullanma haline çöker. 2. 5. ve 8. Seviyeler de paraleldir. Seviye 2’deki önem veren insancıl kişi, Seviye 5’teki baskılayıcı içlidışlı arkadaşa, daha sonra da Seviye 8’deki zorlayıcı, hükmediciye dönüşür. Diğer bir deyişle, empati izinsiz karışmaya, sonra da zorlamaya doğru sağlıksız b ir inişe geçer. 3. 6. ve 9. Seviyeler de paraleldir. Seviye 3’teki bakan, besleyen yardımcı Seviye 6’daki kendini beğenmiş “Evliya” ya, sonra da Seviye 9’daki psikosomatik kurbana dönüşür; yani cömertlik, davetsiz fedakârlığa, sonra da kendini başkaları tarafından kullanılan bir kurban gibi hissetmeye kadar gidebilir.


Üçlü Sistem


Her Üçlünün kendi içinde bir yapısı vardır; bu yapı Üçlü içindeki tiplerin mantıklı ilişkisi sonucu ortaya çıkar. Üçlünün bir tipi o merkezin simgesi olan özelliği aşırı kullanır, diğeri az kullanır, üçüncüsü ise bu özellikten kopuktur. Bu sonuncu tip Üçlünün birincil tipidir ve Enneagramın eş kenarlı üçgeninin bir köşesinde yer alır. Duygu Üçlüleri: Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan kimlik ve düşmanca davranış sorunları vardır. Kafa Üçlüleri: Tip 6 bu Üçlünün birincil tipidir. Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan güvensizlik ve endişe sorunları vardır. Beden Üçlüleri: Tip 9 bu Üçlünün birincil tipidir. Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan saldırganlık ve bastırma sorunları vardır. Yaşamda olduğu gibi Enneagramda da saf bir tip yoktur. Herkes asıl tipin ve her iki yanda “kanat” denilen tiplerden birinin karışımıdır. Kanat tarz, asıl tarzı başka ruhsal işlevlerle besler; bu işlevler asıl tipi bazen tamamlar, bazen aksi yönde etkiler. Enneagram kuramları içinde kanat kuramı en çok sorgulanan konudur. Bazı yazarlar kanat olduğuna inanmazlar, bazıları bir kanadın üstünlüğüne inanır, bazıları ise iki kanadın da etkili olduğunu ileri sürer.

======= >>>>>>> temp-branch PsyKey | MBTI & Enneagram

PSYKEY

ENNEGRAM HAKKINDA


Kişilik tipleri fikri, yani insanları genel bazı kalıplara göre sınıflandırma çabası, uzun zamandır hem insanların hem de bilim dünyasının merak ettiği bir konu. Bugün ortalıkta onlarca farklı kişilik tipi sistemi dolaşıyor. Psikoloji alanındaki bazı uzmanlar hâlâ bu yöntemlerin bilimsel kesinlikten uzak olduğunu düşünse de şirketler, üniversiteler ve çeşitli kurumlar Myers-Briggs (MBTI) gibi testleri hâlâ kişilik analizi için kullanıyor. Benzer şekilde Beş Faktör Modeli (Big Five) de akademik çevrelerde en çok kabul gören kişilik teorilerinden biri. Bu modern teoriler henüz yeni sayılabilecek sosyal bilim ürünleri olsa da, çok daha eski bir sistem olan Enneagram yıllardır kullanılmaya devam ediyor. İlginç bir şekilde, geçerlilik konusunda Big Five ve MBTI’ye yakın sonuçlar ürettiği düşünülüyor. Aşağıda Enneagram’ın nereden geldiğinden, teorisinden ve değişip değişemeyeceğinden bahsedeceğiz.


Ennegram nereden çıktı?


Ennegram’ı şu anki sistematik haline getiren çalışmalar Oscar Ichazo ve Claudio Naranjo gibi düşünürler tarafından düzenlenmiş olsa bile nereden ortaya çıktığı büyük bir tartışma konusudur. Enneagram sisteminin “sözlü gelenek” olarak Sufilerden geldiği veya başka bir eski öğretiden doğduğu aslında yaygın ve yanlış bir inançtır. Ichazo’nun bu tip geleneklerden öğrendiği doğru olsa bile Enneagram sembolü ile ilişkili bu geleneklerin birleştirilmesi tümüyle kendi yaratıcılığının sonucudur. Sonuç olarak “geleneksel Enneagram” felsefesi, tasavvufi Museviliğe, Hıristiyanlığa, Müslümanlığa, Taoculuğa, Budizme ve antik Yunan felsefesine (özellikle Sokrat, Eflatun ve yeni Eflatuncular) dayanmaktadır; yine de bu felsefenin başlangıcı Ichazo’nun onu ilk öğrettiği 1960 yıllarıdır. Ennegram’ı şu anki sistematik haline getiren çalışmalar Oscar Ichazo ve Claudio Naranjo gibi düşünürler tarafından düzenlenmiş olsa bile nereden ortaya çıktığı büyük bir tartışma konusudur. Enneagram sisteminin “sözlü gelenek” olarak Sufilerden geldiği veya başka bir eski öğretiden doğduğu aslında yaygın ve yanlış bir inançtır. Ichazo’nun bu tip geleneklerden öğrendiği doğru olsa bile Enneagram sembolü ile ilişkili bu geleneklerin birleştirilmesi tümüyle kendi yaratıcılığının sonucudur. Sonuç olarak “geleneksel Enneagram” felsefesi, tasavvufi Museviliğe, Hıristiyanlığa, Müslümanlığa, Taoculuğa, Budizme ve antik Yunan felsefesine (özellikle Sokrat, Eflatun ve yeni Eflatuncular) dayanmaktadır; yine de bu felsefenin başlangıcı Ichazo’nun onu ilk öğrettiği 1960 yıllarıdır.


Ichazo'ya Göre Ennegram


İnsanın 3 ana dönemi vardır. Öz, başlangıçtır. öz olarak her insan kusursuz ve korkusuzdur, evrenle sevgi içinde bir olmuştur. Derken bir şeyler olur ve kişilik gelişmeye başlar, karma birikir, nesnellikten öznelliğe geçiş başlar. İnsan özünden kişiliğin içine düşer. Sakinliğimizi kaybedersek öfkeye yöneliriz, özden kişiliğin içine düşüşün örnek olarak tam açıklaması budur. Bu kaybın neden olduğu gizli incinme, utanç ve keder o denli büyüktür ki benliğimiz bu durumla baş edebilmek için farklı yollar bulmak durumunda kalır. Bu farklı yollar kişiliğimizin günahından geçer. Ennegramın ilk dokuz şekli Yunanistan’dan Mısır’a giderken nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde İlahi erdemlerin tersi olan 7 ölümcül günahla ilişkilendirilmiştir. Bu ilişkilendirmede, her kişilik tipinin temel bir günahı vardır. Bu günahlar Enneagram tipinin kişiliğinin tam orta merkezidir, davranışlarının köküdür. Her tip için temel günahlar,



Olarak verilir.

Örneğin Tip 1’in öfkelenmeden önce sahip olduğu sakinliğe ilahi erdem denir ve ilahi erdemini kaybedip öfkeye yani ölümcül günahına kapılır. Tip 1 öfkelidir çünkü ilahi erdemi olan sakinlikten uzaklaşmış, aynı zamanda gerçek kimliğinden de uzaklaşmıştır. Ancak özümüze dönmemiz mümkündür. Ennegramın amaçlarından biri de budur. İlahi erdemimiz hatırlayıp öze dönüşün temel anahtarı olarak ennegram öğretisi ortaya çıkmıştır. Öze geri dönüp günahın bırakılması ise “Erdemdir”.


Kişilik Nasıl Oluşur ?


İnsanın kişilik tipinin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Kalıtımın ve erken çocukluk zamanlarında anne baba ile (veya diğer önemli kişilerle) olan ilişkilerin en önemli iki etken olduğu varsayılmaktadır; buna rağmen bu iki unsurun çok karmaşık olduğu ve bilim tarafından tam anlamıyla anlaşılmadığı da açıktır. Kalıtım bize temel bir mizaç veriyor; anne babalarımızla olan ilk ilişkiler ise bu mizaç eğilimini belirginleştiriyor ve yaşama hazırlanırken ne denli sağlıklı olacağımızı etkiliyor. Anne babanın kişilik tipleri kesinlikle çocuğun kişilik tipini “yaratmıyor.” Eğer kalıtım kendi başına tarzı saptıyor olsaydı bir anne babadan doğma tüm çocukların aynı kişilik tipine sahip olmaları gerekirdi veya bu anne babadan daha çok bazı tiplerde çocuklar doğuyor olurdu. Anne babanın kişilik tiplerine bakarak çocuğun tipini tahmin etmeyi olanaksız kılan bir kalıtım değneği var gibi gözüküyor. Diğer bir deyişle, ailemize belirli bazı kartlar dağıtılmış olarak geliriz ve bu temel taşları en iyi şekilde kullanma yollarını bulmalıyız. Tabii ki mizacımızı biz bilinçli olarak seçemiyoruz, anne babamızın da bu konuda bilinçli veya bilinçsiz bir seçimi söz konusu değil. Kişilik tarzımız ile ilgili bilinçli seçimlerimiz daha sonra gelişmemiz sırasında ortaya çıkıyor ve kimliğimizin, özellikle belirli hislere ve özelliklere izin veren veya onları engelleyen “nefis algılamamızın” oluşmasını sağlıyor. Doğal olarak tipi etkileyen daha birçok öğe var ama konumuz ile alakalı olmadığı için pratik açıdan bunlara burada yer vermeyeceğiz. Her insanın bir temel kişilik tipi vardır; bu tip, nefsi ve başkalarını anlamada kullanacağımız bir anahtardır.


Kişilik Değişir mi? Ne Yöne Değişebilir?


Zamanla, özellikle büyüdükçe, asıl kişilik tipimiz değişip değişmeyeceği de soru konusu olmuştur. Bazı insanlar çocukken bir tip, yetişkin olduklarında ise çeşitli unsurlardan dolayı başka bir tip olduklarını ileri sürerler. Biz insanların asıl tiplerinin değişmediğine inanıyoruz. Kalıtım ve çocuk yaştaki deneyimlerimiz sonucunda, özellikle anne babalarımız ile olan ilişkilerimizin etkisi altında, bir kişilik tipi ediniyoruz ve yaşam boyu o asıl tipin içinde gelişerek veya çökerek yaşıyoruz. Ama gerçekte insanlar değişir ve Enneagram bu ruhsal değişimleri de anlatır. Duygusal halimiz gün içinde birçok kez ve anlaşılabilir örüntüler içinde değişebilir. Enneagramın iç çizgileri bu örüntüleri açıklar. Enneagramın ana tarzdan çıkan çizgileri doğrultusunda herkes Gelişme ve Çökme Yönlerinde “ilerleyebilir.” Çökme veya Gerilim Yönü, kişinin artan gerilim içinde olduğunu ve asıl tipi içinde bazı konularla baş edemediğini, dolayısıyla bu yönde gittiğini gösterir. Enneagramın çökme yolu 1-4-2-8-5-7-1 ve 9-6-3-9 çizgileri üzerindedir. Gelişme Yönünde herhangi bir ilerleme ise kendimizi güvende hissettiğimizi gösterir. Bu yol yukarıdaki dizinin tam tersidir: 1-7-5-8-2-4-1 ve 9-3-6-9. Duygusal olarak sağlıksız veya nörotik olduğumuz zaman neler olacağını bize tipimizin sağlıksız özellikleri gösterir. Aynı şekilde Gelişme ve Çökme Yönlerindeki tiplerin özelliklerini de öğrenerek kendimizde izlediğimiz çeşitli davranışları tanımlayabiliriz. Asıl kişilik tipimiz çocuk yaşlarda edindiğimiz tiptir, ama zaman içinde bütün tiplerin sağlıklı yönlerine sahip olabiliriz. Gelişme Yönümüzdeki tipten başlayarak Enneagramın çevresindeki diğer tiplere doğru tırmanan sonsuz bir bütünleşme sarmalı ile asıl kişilik tipimizin ötesine geçebiliriz.


Gelişme Yönü


Gelişme yönü, hangi tip bizim gelişme yönümüz ise o tipin iyi özelliklerini göstermeye başlarız. Örneğin, Tip 5 birisi 8 yönünde geliştiği zamanlarda hareketsizlik, tembellik ve çok detaylı düşünüp yapması gereken şeylere başlayamama gibi özelliklerini göstermektense bunları Tip Sekizin; hızlı harekete geçme, karar alma ve hızlı uygulama, sonuç alma gibi özellikleriyle yamalar ve gelişme yönünü göstermiş olur. Örneğin, Tip 2’nin 1. 4. ve 7. Seviyelerinde görülen psikolojik süreçler paraleldir. Seviye 1’deki çıkar gözetmeyen özverili kişi, Seviye 4’teki taşkın arkadaşa ve sonra da Seviye 7’deki nefsini aldatan, çıkarı için kurnazlıkla yönlendiren kişiye dönüşür. Kısacası koşulsuz sevgi, ilk önce insanları memnun etme sonra da çıkar için kullanma haline çöker. 2. 5. ve 8. Seviyeler de paraleldir. Seviye 2’deki önem veren insancıl kişi, Seviye 5’teki baskılayıcı içlidışlı arkadaşa, daha sonra da Seviye 8’deki zorlayıcı, hükmediciye dönüşür. Diğer bir deyişle, empati izinsiz karışmaya, sonra da zorlamaya doğru sağlıksız b ir inişe geçer. 3. 6. ve 9. Seviyeler de paraleldir. Seviye 3’teki bakan, besleyen yardımcı Seviye 6’daki kendini beğenmiş “Evliya” ya, sonra da Seviye 9’daki psikosomatik kurbana dönüşür; yani cömertlik, davetsiz fedakârlığa, sonra da kendini başkaları tarafından kullanılan bir kurban gibi hissetmeye kadar gidebilir.


Üçlü Sistem


Her Üçlünün kendi içinde bir yapısı vardır; bu yapı Üçlü içindeki tiplerin mantıklı ilişkisi sonucu ortaya çıkar. Üçlünün bir tipi o merkezin simgesi olan özelliği aşırı kullanır, diğeri az kullanır, üçüncüsü ise bu özellikten kopuktur. Bu sonuncu tip Üçlünün birincil tipidir ve Enneagramın eş kenarlı üçgeninin bir köşesinde yer alır. Duygu Üçlüleri: Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan kimlik ve düşmanca davranış sorunları vardır. Kafa Üçlüleri: Tip 6 bu Üçlünün birincil tipidir. Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan güvensizlik ve endişe sorunları vardır. Beden Üçlüleri: Tip 9 bu Üçlünün birincil tipidir. Üç tipin de farklı ifade ettiği ve farklı nedenlerden doğan saldırganlık ve bastırma sorunları vardır. Yaşamda olduğu gibi Enneagramda da saf bir tip yoktur. Herkes asıl tipin ve her iki yanda “kanat” denilen tiplerden birinin karışımıdır. Kanat tarz, asıl tarzı başka ruhsal işlevlerle besler; bu işlevler asıl tipi bazen tamamlar, bazen aksi yönde etkiler. Enneagram kuramları içinde kanat kuramı en çok sorgulanan konudur. Bazı yazarlar kanat olduğuna inanmazlar, bazıları bir kanadın üstünlüğüne inanır, bazıları ise iki kanadın da etkili olduğunu ileri sürer.

<<<<<<< HEAD ======= >>>>>>> f6e1af7 (İlk commit) >>>>>>> temp-branch