<<<<<<< HEAD ======= <<<<<<< HEAD PsyKey | MBTI & Enneagram

PSYKEY

ENNEAGRAM 3

Duruma uyan, hırslı,imaj meraklısı, küstah



Medyada Enneagram 3

Aşağıda bazı enneagram 3 karakterleri görebilirsiniz.


Duygu Üçlüsündedir. Tip 3 Duygu Üçlüsünün birincil tarzıdır.


E3’ler hislerinden kopuk oldukları için işe ve başarıma (performans) yöneliktirler, ama bu arada hisleri, özellikle kabul edilme ve değerli addedilme istekleri, bilinçaltında onları yönlendirir. Doğruluk Erdemi yitirildiği zaman aldatma ortaya çıkar ve kişi Özünü unutur, E3’ün günahı anlaşılması en zor olanlardandır. Aldatma tutkusu, açık bir şekilde yalan söylemek değildir. Günlük durumlarda dürüst ve doğru olmak yerine sahici olmayan bir tutum içine girmek, hissettiklerimizi, düşündüklerimizi, gerçek niyetimizi açıklamamaktır. Averaj E3’ler sahici hislerini ve kimliklerini geliştirmek yerine sunmakta oldukları “paketin” kusursuzluğu ile meşguldürler. Başarımlarına (performans) o denli inanmış ve alışmışlardır ki aslında kim olduklarını veya hayattan ne istediklerini bilmezler. Gerçek kimliklerini reddederler ve “geliştirilmiş ve cilalanmış” görüntülerine inanarak kendilerini aldatırlar. Daha kabul edilir ve değerli olduğunu düşündükleri bir imaj üzerine çalışırlar, bununla özdeşleşirler ve sonra da başkalarının bunu alkışlamalarını ve desteklemelerini isterler. Bazen E3’ler bu özünü terk olayı için ödüllendirilebilirler ama E3’lerin gerçek gelişmeleri, derinlerdeki özleriyle yüreklerinin gerçek istekleriyle bağlantı kurmalarına bağlıdır. Sağlıklı E3’ler değerlerinin başarı ile ölçülemeyeceğinin farkına vardıkları zaman kabul edilmek için oynamak zorunda oldukları rollerden kurtulmuş olurlar. Bu arada potansiyellerini sonuna kadar ortaya çıkarmaya çalışırlar. Anı yaşayarak kimliklerini oluştururlar. Gerçekten kendileri olabildikleri için başkalarını samimiyetle sevebilirler. Gerçeğin ve gerçek kimliklerinin değeri, herkesin ve her şeyin değeri ile aynı olarak algılanır. E3’lerin Anneleriyle genelde güçlü bağlantıları ve sorunları olur.


Gelişme ve Çöküş Yönleri


Sağlıklı Üç’ler kendilerinden emindirler ve öz saygıları yüksektir.


Değerli olduklarına inanırlar, kendilerini çekici hissederler. Moralleri yüksek, enerjik, cazibeli ve popüler insanlardır. Kendilerini geliştirmeye meraklıdırlar ve olabilecekleri en iyi duruma gelmek isterler. Beğenilen niteliklere sahip, göze çarpan, hayranlık duyulan, ideal bir insan olurlar. Başkaları onlar gibi olmak, onların başarılarını taklit etmek ister. Çok yetenekli ve yeterli, odaklanmış, hedeflerine erişmek için çok çalışan kişilerdir; duruma uyma yetenekleri sayesinde her türlü meydan okumayı karşılayabilirler. Mükemmel iletişimcidirler, bir konuyu çok ilginç ve çok güzel bir şekilde sunabilirler; aynı zamanda yüreklendirirler ve bir şeyi öne çıkarmasını bilirler.


En iyi durumda: Değerli addedilmek için daha da başarılı olmak gerektiğine inanmayan, kendini olduğu gibi kabul eden, içten yönlenen, samimi, güvenilir ve sahici. Kendi “merkezinde” alçakgönüllü yaşayan, başkalarına kibar ve zarif davranan. Yürekten gelen bir basitlikle iletişim kuran. Başkalarını derinden esinleyen ve etkileyen.


Averaj E3’ler hırslıdırlar, mükemmel olmayı hedeflerler ve tüm etkinliklerini başarılı olmaya yönlendirirler.


Dikkatlerini yaptıklarında toplarlar ve başarıları için fark edilmek isterler. Ne yaparlarsa yapsınlar her zaman en iyisi olmak isterler. Kendilerini ve başarılarını sürekli başkaları ile kıyaslarlar. Kişisel konum ve nüfuz, özel ve eşsiz olmak, kariyer, “kazanmak,” toplumsal merdivende tırmanmak önemli konulardır. Sorgulandıkları veya meydan okundukları zaman çekicilik ve politik ustalıklarını kullanırlar. Pratik/yararcı (pragmatik), sonuca yönelik ve verimli oldukları kadar o sakin ve cilalı yüzeyin altında soğuk ve hesap peşinde olabilirler. Başkaları tarafından nasıl görüldükleri önemlidir, imaj peşinde koşarlar. Güvenilir olmak, kabul edilir bir imaj öne sürebilmek, uygun şeyi söylemek, beklentilere göre davranış ve tavırları ayarlamak önemli unsurlardır. Gitgide daha kestirmeci olurlar ve yüreklerinin söylediklerinden uzaklaşırlar: Akıcı bir “profesyonellik,” uygun sözler, tarz, stil her şeyin önünde gelir. Başkalarının “asıl kişiliklerini” göreceği endişesi ile bağlılık ve içtenlik, samimiyet sorunları oluşmaya başlar. Değersiz oldukları hissi arttıkça daha az sağlıklı E3’lerin başarıları ile çevreyi etkileme isteği de artar. Sürekli kendilerini öne çıkarır, yetenek ve başarılarını abartırlar. Narşizm duygusu içinde gizlilikleri (potansiyelleri) ve kimlikleri hakkında aşırı beklentilere girerler. Baştan çıkarıcı ve teşhirci bir tarzda “Hey, bana bakın!” der gibidirler. Narşistik zayıflıklarını savunma çabası, bu sefer başkalarına karşı nefret ve küstahlık duygularını ortaya çıkarır.


Sağlıksız E3’ler yenilgiden ve küçük düşmekten korkarlar; bu yüzden gerçekten üstün insan olduklarına kendilerini ve başkalarını inandırmak için olanca güçleri ile çabalarlar.


Gitgide artan ve baş etmek istemedikleri duygusal kargaşayı işlevsel bir yüzeyin arkasına saklarlar: “Benim hiçbir sorunum yok.” Bunun sonunda müzmin ruh çöküntüsü ve bitkinlik başlar. Eğer yardım almazlarsa işlevselliklerini yitirirler, hayallerindeki imgeyi korumak için kendilerini aldattıkları gibi başkalarını da sahte öz geçmişler, kopyacılık ve benzeri sahtecilik ile aldatmayı sürdürürler. Bu çizgiye girdikleri anda sömürü ve fırsatçılık, başkaların başarısına karşı açgözlülük başlar; başarıya ulaşmak için ne mümkünse yaparlar. Marazi yalancı olurlar, hataları ve yanlış davranışları ortaya çıkmasın diye dolambaçlı yollara saparlar, aldatmayı sürdürürler. Aşırı durumlarda tehlikeli olurlar, ihanet ve baltalama yolları ile insanları ezip tırmanmaya çalışırlar. En sonunda, kuruntu içinde kıskançlık duygularına saplanırlar ve kendileri hakkında gerçeği bilenlerden intikam almaya çalışırlar. Yenilgilerini, kusurlarını hatırlatan şeyleri amansız ve saplantılı bir şekilde ortadan kaldırmaya yönelirler.



Aile ve Bireysel İlişkilerinde E3


E3, eşlerinin beklentilerine uyabilmek için içlerindeki incinme ve utanç duygularını bastırırlar. E3’ler duygularını bölmelere ayırmışlar, kutulara koymuşlardır; böylece ortaya yeterlilik, başarı, başarım (performans) ve sonuca yönelik bir kişilik örüntüsü çıkar. Kendilerine ve başkalarına uygun belirli bir kimlik taşıma ve bu kimlik sorgulandığı veya tehdit edildiği zaman düşmanca tavırlara girme şeklinde sorunları vardır. Çökme Yönündeki E3 ’ler her konuda etkili ve verimli olmaya çalışırlar, geçilmekten korktukları için yavaşlamak istemezler. Zorlandıkları zaman ise gerilim altında Tarz Dokuz’un averaj davranışlarını sergilerler. Böyle durumlarda normal faaliyetlerini bırakırlar, “otomatik pilota” bağlanırlar ve belirsiz, muğlak, dağınık bir tutum içine girerler. Çatışmaları önlemek için geri plana çekilirler, ama yüzleşme durumunda inatçı ve iletişimsiz olurlar. Gerilim azalmazsa gitgide edilgen, vazgeçmiş ve ilgisiz bir tavır takınırlar ve günü geçirmek için minimum düzeyde iş yapmakla yetinirler. Sağlıksız E3’ler bir an gelir kendilerine ait gerçek dışı beklentilerini karşılayamayacaklarını anlarlar, duygusal çöküntüye girerler ve tepkisiz olurlar. İnsanları şaşırtırlar: Eski başarılı insan ile ilgileri kalmamıştır. Kendilerine ve başka şeylere ilgileri sıfırlanmıştır. Yaptıkları hataların neden olduğu endişe yüzünden kişilik çözülmesi olur. Endişe ve suçluluğun yükünü taşımak yerine tüm duygularını “kapatırlar.” Sağlıksız Üç’ler bu şekilde tarz Dokuz’a gittikleri zaman düşmanca hislerinden bile uzaklaşırlar; hiçbir şey hissetmezler. Duyumsamaz, kayıtsız, kişiliksiz, zihnen ölü gibi olurlar.


Gelişme Yönündeki E3’ler E6’ya gittikleri zaman kendilerini başkalarına adarlar ve bu sevgi ile kendi değerlerini fark ederler. Karşılıklı ilişkileri geliştirerek daha samimi, daha gerçek bir insan olurlar. Eskisi gibi yarışmacı değil, iş birliğine açık insanlardır. Yapay üstünlük yerine eşitlik sergilerler. İnsanları sömürmek yerine onların iyiliği ve refahı için çalışırlar. Gelişmekte olan E3’ler başkaları ile çalışırken öne çıkmak veya tanınmak için çabalamazlar; tam tersi birlikte çalışmanın verdiği doyum ve zevki tadarlar. İnsanlara ve mesleklerine kendilerini adayarak, daha yüksek bir amaca hizmet ederek aradıkları değerli olma duyusuna erişirler. Averaj E3’ler yakından tanıdıkları, güvendikleri, sevdikleri insanlar ile tarz E6’nın averaj davranışlarını sergileyebilirler. Böyle zamanlarda kendinden şüphe etmek, kötümserlik ve endişe gibi özellikler gerçek haliyle ortaya çıkar. Gündelik durumlarda açıklamayacakları iş ile ilgili korkularını, sıkıntılarını, yakınmalarını anlatmaya başlarlar. E3’ler çocukluklarında anne veya anne rolündeki kişi ile güçlü bağlantıya sahiptir. E3’lerin çocukken yaptıkları işler ve başarıları için sevgi ve takdir gördüklerine inanmalarıdır. Çok derin ve hatta bilinçdışı seviyelerde E3’ler, aile içinde onlara bakmaktan, ayna görevi görmekten, duygusal çerçeveyi çizmekten sorumlu insan veya insanlara duygusal yönden bağlandılar. Her zaman olmamasına rağmen bu genelde annedir. Çocuk E3’ler bu anne veya anne simgesinin sevgisini elde edebilmek, onu memnun etmek için kendilerini koşullara uyarlamasını öğrendiler. Bilinçdışı bir yönlendirme ile ailenin utanç kefaretini ödemek için başarılı olmaya çalıştılar ve ailenin kahramanı oldular. Daha sonraları yetişkin ilişkilerinde kendilerini bu rolde takılmış buldular.



Ennegram 3'ün Temel Sorunları


E3’ler gelişmek ve kendilerini düzeltmek, kendilerini yeterli hissetmek, fark edilir olmak, değerli görülmek ve hayranlık uyandırmak, başkalarını etkilemek, olumlu izlenim bırakmak ve oluşturdukları imajın gerçekliğine kendilerini ve başkalarını inandırmak isterler.


E3’ler kişisel değerlerini kendi başlarına yaşayamadıkları için değerlerinin başkaları tarafından doğrulanmasını isterler. Değersiz olma korkularından dolayı çevrelerinde sürekli kendilerine hayranlıkla ilgi gösteren ve “birileri” olduklarını onaylayan insanların varlığını arzularlar; böylece Temel Korkularını alt etmiş ve nefis algılamalarını güçlendirmiş olurlar. E3’ler aynı zamanda, “ideal insan” olarak başkalarına örnek olmak ve böylece kabul görmek isterler. Bu arada, göze çarpan bir insan olduklarından dolayı farkında olmadan kıskançlık hedefi olurlar, rekabet ortamı yaratırlar.


En iyi olmak için kendini zorlarlar. E3’ler değersizlik korkularını gidermek için bir şekilde göze çarpmak, sivrilmek isterler. Başarı için vazgeçilmez bir dürtü içindedirler, üstünlüklerini kanıtlamak isterler. Kendilerini başkaları ile kıyaslarlar ve yarışta önde olabilmek için sürekli tetiktedirler. Averaj E3’lerin kendini değerli hissetme arzusu bir yerde galip gelir ve bu arzu onları, daha da aldatıcı ve dürüst olmayan yollara sapmaktan, utanç verici ve küçültücü durumlara düşmekten korur. Başkaları tarafından kabul edilmek isteği yarışmaktan vazgeçmelerini ve dengeli, sağlıklı davranışlara geri dönmelerini sağlar. E3’ler başkalarına uyarak, başkalarının beklentilerine karşılık vererek ve aldıkları geri bildirime göre kendilerini ayarlayarak kimlik oluşturur ve etkileşime girerler. Averaj ve sağlıksız E3’lerin, işlevsel ve bağımsız görünen dış görüntülerine rağmen başkalarının onayına üstü örtülü bağımlılıkları vardır; kabul edilmek ve gereken ilgiyi elde edebilmek için sürekli kendilerini koşullara uydururlar. Kısacası, o üstün etkileşime girme ve çevreye uyma yeteneklerinin altında duygusal bir savunmasızlık ve hatta boşluk yatar. Ama dıştan bakıldığında, imajlarını insanlara ve toplumsal beklentilere göre sürekli değiştiren bir insan ortaya çıkar. E3’ler ne kadar başarı ve hayranlık toplarlarsa toplasınlar her zaman gerçek nefislerinden, değerin ve kimliğin kaynağı olan özlerinden kopuk olma sorunu yaşayacaklardır.


E3’ler yaşam enerjilerini imajlarını cilalamak, benliğe değer katmak için kullanırlarsa kaçınılmaz olarak var oluşun kaynağından uzaklaşacaklardır. Bunun sonucu ise boşluk ve değersizlik hisleridir. E3’ler başkalarının hayranlığını kazanmak istiyorlarsa sahici (otantik) olmalıdırlar (oldukları gibi davranmalıdırlar). Bunun anlamı, anı fark etmek, yaşanan anda var olmak, yüreğini dinleyerek ana bağlanmaktır. Aslında sahici olmak müthiş bir kazanımdır ve tüm tarzlar için çok önemlidir. Bu özellik E3’leri Temel Arzularına taşıyacaktır. İnsanlar bu nitelikleri taşıyan kişilere değer verirler. E3’ler başarıları ile geçici ün ve tanınma elde edebilirler, ama yürekle bağlantı olmazsa sonuç yalnızlık, boş zaferler ve duygusal kopukluktur. E3’ün Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: E3’ler kendini olduğu kabul eden, çevreye adapte olabilen, öz güven sahibi, hayranlık uyandırıcı bir şekilde kendini geliştiren bir kişiden amaca yönelik imaj meraklısı bir kişiye ve kendini yüceltici bir narşizme, oradan da ilkesiz aldatmacılığa, dizginlenemeyen sahtekârlığa ve çıkarcılığa ve en sonunda kötü niyetli psikopat davranışlara sürüklenirler.


E3’ler, kalbin temel nitelikleri ile ilgili en şiddetli sorunları yaşarlar ve kişilikleri bu sorunları telafi etmek üzere gelişmiştir. E2’ler ve E4’lerin tersine E3’ler Hissetme Merkezine yabancılaşmışlardır; değer ve kimlik duyuları için de Düşünme ve Devinen-içgüdüsel Merkezlere E3’ün kişiliği iki işlem kipine ayrılmıştır: Hissetmek ve yapmak. Çoğu zaman E3’ler “yapma kipindedir,” yani bir çeşit düşünme ve içgüdü bileşimi bir kip. Bu durumda söylemleri “iş yapıyorum, öyleyse varım.” dır. E3’ler yeterli, becerikli, çabuk kavrayan insanlardır, serinkanlı profesyonellerdir. Arada duygusal yönlerini anımsarlar ve derin hisler içine girerler. “Hissetme kipinde” oldukları zaman ise averaj E3’ler pek verimli çalışamazlar, yalnızca hissedebilirler.


Birçok E3, averaj seviyelerde bile yapma ve hissetmeyi aynı anda yapamadıklarını söylemişlerdir. Hislerine yoğunlaşırlarsa iş yapamayacaklarına, çalıştıkları zaman ise hislere yer olmadığına inanırlar. Çoğu insan ve anne babaları E3’leri, hislerini bir kenara koyup kendilerini çalışmaya verdikleri için kutlarlar ve böylece bu kalıbı beslerler. Başarılı olma talebi arttıkça averaj E3’ler hissetme yönlerini tümüyle kapatıp yapmayı ön plana çıkarırlar. Seviyelerde aşağı düştükçe ortaya çıkardıkları işlerle özdeşleşmeye başlarlar ve hislerini tehdit edici ve boğucu olarak algılarlar. Hisler ve çalışma arasındaki bölünme büyüdükçe hisler bilinç dışına itilir ve bu bilinçdışı hisler davranışları yönlendirmeye başlar zorlu bir şekilde ortaya çıkarlar ve sonunda çalışma yeteneğini mahvederler. E3’ler sağlık Seviyelerinde düştükçe hissetme ve yapma kipleri arasındaki duvar aşılamaz bir hale gelir. Bu durumda insanlar ve olaylar E3’leri duygusal olarak etkiler ama bastırılmış hisler kendini gösteremez. Zamanla kıskançlık, öfke, düşmanlık ve bunalım hisleri yığılmaya ve işlevselliği engellemeye başlar. Bu durum, E3’lerin hislerinden daha da çok korkmalarına ve onlardan büsbütün kaçmalarına neden olur.


Duvarın ayırımı uzun sürerse bastırılmış ve işlenmemiş hisler diğer iki Merkezin de çökmesine neden olur. Düşünme Merkezi dengesini yitirirse sağlıksız E3’ler, duygusal sorunlarının sorumlusu olarak gördükleri başarılar, kazançlar, insanlar veya sahip oldukları şeyler hakkında takıntılı düşünce kalıplarına girerler. Devinen-içgüdüsel Merkez çöktükçe sağlıksız E3’ler etkili eyleme girme yeteneklerini yitirirler, kendilerini ihmal ederler ve madde bağımlılığı başlar


Sağlıklı E3’lerin kendilerini geliştirmek için belirli bir işleve yoğunlaşmalarına gerek yoktur ama hislerini diğer işlevleri ile bütünleştirmeye, gerçek hislerini tamamıyla bilinçli bir farkındalığa taşımaya gereksinimleri vardır. Sağlıklı E3’ler hislerine sahip çıkmalıdırlar ve etkinliklerinde ortaya çıkan duygusal hallerini olduğu gibi tanımalıdırlar. Bu onları daha az verimli yapabilir veya kısa vadede çevreden daha az onay toplayabilirler ama zamanla bilinçdışı duygusal tepkilerle daha az yönetilecekler ve kalbin derinliklerindeki temel nitelikler ortaya çıkıp yeşerecektir.



Narşisistik Kişilik Bozukluğu

Narşistik Kişilik Bozukluğu üstünlük duygusunun, beğenilme gereksinmesinin ve empati yoksunluğunun yer aldığı, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullarda seyreden sürekli bir örüntüdür. Narşistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar, kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar. Sürekli başarılarını ve yeteneklerini abartırlar, övüngen ve gösterişçi görünürler. Başkalarının da kendi çabalarına aynı değeri verdiklerini sanırlar ama bekledikleri ve hak ettiklerini düşündükleri övgüyü elde edemeyince şaşırırlar. Kendi başarılarını abartarak aslında başkalarının katkılarını değersiz bulurlar ve küçümserler. Çoğu zaman sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ve kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar. “Çoktan olması gereken” hayranlık ve ayrıcalık kazanımları ile ilgili derin düşüncelere saplanırlar ve kendilerini ünlü ve ayrıcalıklı insanlarla karşılaştırırlar. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar genelde kendilerine hayranlık duyulmasını isterler. Öz saygıları hemen her zaman kırılgandır. Kafaları hep ne kadar başarılı oldukları ve başkaları tarafından ne kadar olumlu algılandıkları konusu ile meşguldür. Böylece sürekli ilgi ve beğeni ihtiyacı içindedirler.


Tantana ile karşılanmak isterler ve başkaları mal ve mülklerine imrenmiyor diye şaşkınlık içine girerler. Çekiciliklerini kullanarak kompliman toplamaya çalışırlar. Kendilerini ne denli üstün gördükleri, özel ve ayrıcalıklı davranış beklentilerinin mantıksızlığında görülebilir. Bu hak duyusu ve başkalarının istek ve ihtiyaçlarına takındıkları duyarsızlık, başkalarını bilinçli veya kasıtsız sömürmelerine neden olur. Diğer kişi amaçları için yararlı ise veya öz saygılarını destekliyorsa arkadaş olabilirler veya romantik ilişki kurabilirler. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar genelde empati duyamazlar ve başkalarının arzularını, öznel deneyimlerini ve hislerini tanımakta zorlanırlar. Herkesin kendi refahları ile ilgilendiğini varsayarlar. Başkalarının kendi sorun ve kaygılarından söz etmelerini küçümseme ve sabırsızlık ile karşılarlar.


Başkalarının ihtiyaçlarını, arzularını veya hislerini tanıdıktan sonra da bunları zayıflık ve savunmasızlık işareti olarak görürler. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar, onları tanıyanlar tarafından duygusal olarak soğuk ve karşılıklı ilgiden yoksun olarak algılanır. İlişkili nitelikler: Öz saygıdaki kırılganlık, Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanları eleştiri veya yenilgiden gelen yaraya karşı çok duyarlı yapar. Dışarıdan öyle gözükmeyebilir ama eleştiri bu kişilere çok sıkıntı verir ve kendilerini küçük düşürülmüş, aşağılanmış ve boş hissetmelerine neden olur. Hafife alan, öfke içeren veya meydan okuyan karşı atak ile tepki verirler. Devam eden utanç veya küçük düşme hisleri ve bunlara eşlik eden öz-eleştiri, zamanla sosyal çekilmeye, bunalıma ve Distiymik veya Ağır Depresif Bozukluğa neden olur.


======= >>>>>>> temp-branch PsyKey | MBTI & Enneagram

PSYKEY

ENNEAGRAM 3

Duruma uyan, hırslı,imaj meraklısı, küstah



Medyada Enneagram 3

Aşağıda bazı enneagram 3 karakterleri görebilirsiniz.


Duygu Üçlüsündedir. Tip 3 Duygu Üçlüsünün birincil tarzıdır.


E3’ler hislerinden kopuk oldukları için işe ve başarıma (performans) yöneliktirler, ama bu arada hisleri, özellikle kabul edilme ve değerli addedilme istekleri, bilinçaltında onları yönlendirir. Doğruluk Erdemi yitirildiği zaman aldatma ortaya çıkar ve kişi Özünü unutur, E3’ün günahı anlaşılması en zor olanlardandır. Aldatma tutkusu, açık bir şekilde yalan söylemek değildir. Günlük durumlarda dürüst ve doğru olmak yerine sahici olmayan bir tutum içine girmek, hissettiklerimizi, düşündüklerimizi, gerçek niyetimizi açıklamamaktır. Averaj E3’ler sahici hislerini ve kimliklerini geliştirmek yerine sunmakta oldukları “paketin” kusursuzluğu ile meşguldürler. Başarımlarına (performans) o denli inanmış ve alışmışlardır ki aslında kim olduklarını veya hayattan ne istediklerini bilmezler. Gerçek kimliklerini reddederler ve “geliştirilmiş ve cilalanmış” görüntülerine inanarak kendilerini aldatırlar. Daha kabul edilir ve değerli olduğunu düşündükleri bir imaj üzerine çalışırlar, bununla özdeşleşirler ve sonra da başkalarının bunu alkışlamalarını ve desteklemelerini isterler. Bazen E3’ler bu özünü terk olayı için ödüllendirilebilirler ama E3’lerin gerçek gelişmeleri, derinlerdeki özleriyle yüreklerinin gerçek istekleriyle bağlantı kurmalarına bağlıdır. Sağlıklı E3’ler değerlerinin başarı ile ölçülemeyeceğinin farkına vardıkları zaman kabul edilmek için oynamak zorunda oldukları rollerden kurtulmuş olurlar. Bu arada potansiyellerini sonuna kadar ortaya çıkarmaya çalışırlar. Anı yaşayarak kimliklerini oluştururlar. Gerçekten kendileri olabildikleri için başkalarını samimiyetle sevebilirler. Gerçeğin ve gerçek kimliklerinin değeri, herkesin ve her şeyin değeri ile aynı olarak algılanır. E3’lerin Anneleriyle genelde güçlü bağlantıları ve sorunları olur.


Gelişme ve Çöküş Yönleri


Sağlıklı Üç’ler kendilerinden emindirler ve öz saygıları yüksektir.


Değerli olduklarına inanırlar, kendilerini çekici hissederler. Moralleri yüksek, enerjik, cazibeli ve popüler insanlardır. Kendilerini geliştirmeye meraklıdırlar ve olabilecekleri en iyi duruma gelmek isterler. Beğenilen niteliklere sahip, göze çarpan, hayranlık duyulan, ideal bir insan olurlar. Başkaları onlar gibi olmak, onların başarılarını taklit etmek ister. Çok yetenekli ve yeterli, odaklanmış, hedeflerine erişmek için çok çalışan kişilerdir; duruma uyma yetenekleri sayesinde her türlü meydan okumayı karşılayabilirler. Mükemmel iletişimcidirler, bir konuyu çok ilginç ve çok güzel bir şekilde sunabilirler; aynı zamanda yüreklendirirler ve bir şeyi öne çıkarmasını bilirler.


En iyi durumda: Değerli addedilmek için daha da başarılı olmak gerektiğine inanmayan, kendini olduğu gibi kabul eden, içten yönlenen, samimi, güvenilir ve sahici. Kendi “merkezinde” alçakgönüllü yaşayan, başkalarına kibar ve zarif davranan. Yürekten gelen bir basitlikle iletişim kuran. Başkalarını derinden esinleyen ve etkileyen.


Averaj E3’ler hırslıdırlar, mükemmel olmayı hedeflerler ve tüm etkinliklerini başarılı olmaya yönlendirirler.


Dikkatlerini yaptıklarında toplarlar ve başarıları için fark edilmek isterler. Ne yaparlarsa yapsınlar her zaman en iyisi olmak isterler. Kendilerini ve başarılarını sürekli başkaları ile kıyaslarlar. Kişisel konum ve nüfuz, özel ve eşsiz olmak, kariyer, “kazanmak,” toplumsal merdivende tırmanmak önemli konulardır. Sorgulandıkları veya meydan okundukları zaman çekicilik ve politik ustalıklarını kullanırlar. Pratik/yararcı (pragmatik), sonuca yönelik ve verimli oldukları kadar o sakin ve cilalı yüzeyin altında soğuk ve hesap peşinde olabilirler. Başkaları tarafından nasıl görüldükleri önemlidir, imaj peşinde koşarlar. Güvenilir olmak, kabul edilir bir imaj öne sürebilmek, uygun şeyi söylemek, beklentilere göre davranış ve tavırları ayarlamak önemli unsurlardır. Gitgide daha kestirmeci olurlar ve yüreklerinin söylediklerinden uzaklaşırlar: Akıcı bir “profesyonellik,” uygun sözler, tarz, stil her şeyin önünde gelir. Başkalarının “asıl kişiliklerini” göreceği endişesi ile bağlılık ve içtenlik, samimiyet sorunları oluşmaya başlar. Değersiz oldukları hissi arttıkça daha az sağlıklı E3’lerin başarıları ile çevreyi etkileme isteği de artar. Sürekli kendilerini öne çıkarır, yetenek ve başarılarını abartırlar. Narşizm duygusu içinde gizlilikleri (potansiyelleri) ve kimlikleri hakkında aşırı beklentilere girerler. Baştan çıkarıcı ve teşhirci bir tarzda “Hey, bana bakın!” der gibidirler. Narşistik zayıflıklarını savunma çabası, bu sefer başkalarına karşı nefret ve küstahlık duygularını ortaya çıkarır.


Sağlıksız E3’ler yenilgiden ve küçük düşmekten korkarlar; bu yüzden gerçekten üstün insan olduklarına kendilerini ve başkalarını inandırmak için olanca güçleri ile çabalarlar.


Gitgide artan ve baş etmek istemedikleri duygusal kargaşayı işlevsel bir yüzeyin arkasına saklarlar: “Benim hiçbir sorunum yok.” Bunun sonunda müzmin ruh çöküntüsü ve bitkinlik başlar. Eğer yardım almazlarsa işlevselliklerini yitirirler, hayallerindeki imgeyi korumak için kendilerini aldattıkları gibi başkalarını da sahte öz geçmişler, kopyacılık ve benzeri sahtecilik ile aldatmayı sürdürürler. Bu çizgiye girdikleri anda sömürü ve fırsatçılık, başkaların başarısına karşı açgözlülük başlar; başarıya ulaşmak için ne mümkünse yaparlar. Marazi yalancı olurlar, hataları ve yanlış davranışları ortaya çıkmasın diye dolambaçlı yollara saparlar, aldatmayı sürdürürler. Aşırı durumlarda tehlikeli olurlar, ihanet ve baltalama yolları ile insanları ezip tırmanmaya çalışırlar. En sonunda, kuruntu içinde kıskançlık duygularına saplanırlar ve kendileri hakkında gerçeği bilenlerden intikam almaya çalışırlar. Yenilgilerini, kusurlarını hatırlatan şeyleri amansız ve saplantılı bir şekilde ortadan kaldırmaya yönelirler.



Aile ve Bireysel İlişkilerinde E3


E3, eşlerinin beklentilerine uyabilmek için içlerindeki incinme ve utanç duygularını bastırırlar. E3’ler duygularını bölmelere ayırmışlar, kutulara koymuşlardır; böylece ortaya yeterlilik, başarı, başarım (performans) ve sonuca yönelik bir kişilik örüntüsü çıkar. Kendilerine ve başkalarına uygun belirli bir kimlik taşıma ve bu kimlik sorgulandığı veya tehdit edildiği zaman düşmanca tavırlara girme şeklinde sorunları vardır. Çökme Yönündeki E3 ’ler her konuda etkili ve verimli olmaya çalışırlar, geçilmekten korktukları için yavaşlamak istemezler. Zorlandıkları zaman ise gerilim altında Tarz Dokuz’un averaj davranışlarını sergilerler. Böyle durumlarda normal faaliyetlerini bırakırlar, “otomatik pilota” bağlanırlar ve belirsiz, muğlak, dağınık bir tutum içine girerler. Çatışmaları önlemek için geri plana çekilirler, ama yüzleşme durumunda inatçı ve iletişimsiz olurlar. Gerilim azalmazsa gitgide edilgen, vazgeçmiş ve ilgisiz bir tavır takınırlar ve günü geçirmek için minimum düzeyde iş yapmakla yetinirler. Sağlıksız E3’ler bir an gelir kendilerine ait gerçek dışı beklentilerini karşılayamayacaklarını anlarlar, duygusal çöküntüye girerler ve tepkisiz olurlar. İnsanları şaşırtırlar: Eski başarılı insan ile ilgileri kalmamıştır. Kendilerine ve başka şeylere ilgileri sıfırlanmıştır. Yaptıkları hataların neden olduğu endişe yüzünden kişilik çözülmesi olur. Endişe ve suçluluğun yükünü taşımak yerine tüm duygularını “kapatırlar.” Sağlıksız Üç’ler bu şekilde tarz Dokuz’a gittikleri zaman düşmanca hislerinden bile uzaklaşırlar; hiçbir şey hissetmezler. Duyumsamaz, kayıtsız, kişiliksiz, zihnen ölü gibi olurlar.


Gelişme Yönündeki E3’ler E6’ya gittikleri zaman kendilerini başkalarına adarlar ve bu sevgi ile kendi değerlerini fark ederler. Karşılıklı ilişkileri geliştirerek daha samimi, daha gerçek bir insan olurlar. Eskisi gibi yarışmacı değil, iş birliğine açık insanlardır. Yapay üstünlük yerine eşitlik sergilerler. İnsanları sömürmek yerine onların iyiliği ve refahı için çalışırlar. Gelişmekte olan E3’ler başkaları ile çalışırken öne çıkmak veya tanınmak için çabalamazlar; tam tersi birlikte çalışmanın verdiği doyum ve zevki tadarlar. İnsanlara ve mesleklerine kendilerini adayarak, daha yüksek bir amaca hizmet ederek aradıkları değerli olma duyusuna erişirler. Averaj E3’ler yakından tanıdıkları, güvendikleri, sevdikleri insanlar ile tarz E6’nın averaj davranışlarını sergileyebilirler. Böyle zamanlarda kendinden şüphe etmek, kötümserlik ve endişe gibi özellikler gerçek haliyle ortaya çıkar. Gündelik durumlarda açıklamayacakları iş ile ilgili korkularını, sıkıntılarını, yakınmalarını anlatmaya başlarlar. E3’ler çocukluklarında anne veya anne rolündeki kişi ile güçlü bağlantıya sahiptir. E3’lerin çocukken yaptıkları işler ve başarıları için sevgi ve takdir gördüklerine inanmalarıdır. Çok derin ve hatta bilinçdışı seviyelerde E3’ler, aile içinde onlara bakmaktan, ayna görevi görmekten, duygusal çerçeveyi çizmekten sorumlu insan veya insanlara duygusal yönden bağlandılar. Her zaman olmamasına rağmen bu genelde annedir. Çocuk E3’ler bu anne veya anne simgesinin sevgisini elde edebilmek, onu memnun etmek için kendilerini koşullara uyarlamasını öğrendiler. Bilinçdışı bir yönlendirme ile ailenin utanç kefaretini ödemek için başarılı olmaya çalıştılar ve ailenin kahramanı oldular. Daha sonraları yetişkin ilişkilerinde kendilerini bu rolde takılmış buldular.



Ennegram 3'ün Temel Sorunları


E3’ler gelişmek ve kendilerini düzeltmek, kendilerini yeterli hissetmek, fark edilir olmak, değerli görülmek ve hayranlık uyandırmak, başkalarını etkilemek, olumlu izlenim bırakmak ve oluşturdukları imajın gerçekliğine kendilerini ve başkalarını inandırmak isterler.


E3’ler kişisel değerlerini kendi başlarına yaşayamadıkları için değerlerinin başkaları tarafından doğrulanmasını isterler. Değersiz olma korkularından dolayı çevrelerinde sürekli kendilerine hayranlıkla ilgi gösteren ve “birileri” olduklarını onaylayan insanların varlığını arzularlar; böylece Temel Korkularını alt etmiş ve nefis algılamalarını güçlendirmiş olurlar. E3’ler aynı zamanda, “ideal insan” olarak başkalarına örnek olmak ve böylece kabul görmek isterler. Bu arada, göze çarpan bir insan olduklarından dolayı farkında olmadan kıskançlık hedefi olurlar, rekabet ortamı yaratırlar.


En iyi olmak için kendini zorlarlar. E3’ler değersizlik korkularını gidermek için bir şekilde göze çarpmak, sivrilmek isterler. Başarı için vazgeçilmez bir dürtü içindedirler, üstünlüklerini kanıtlamak isterler. Kendilerini başkaları ile kıyaslarlar ve yarışta önde olabilmek için sürekli tetiktedirler. Averaj E3’lerin kendini değerli hissetme arzusu bir yerde galip gelir ve bu arzu onları, daha da aldatıcı ve dürüst olmayan yollara sapmaktan, utanç verici ve küçültücü durumlara düşmekten korur. Başkaları tarafından kabul edilmek isteği yarışmaktan vazgeçmelerini ve dengeli, sağlıklı davranışlara geri dönmelerini sağlar. E3’ler başkalarına uyarak, başkalarının beklentilerine karşılık vererek ve aldıkları geri bildirime göre kendilerini ayarlayarak kimlik oluşturur ve etkileşime girerler. Averaj ve sağlıksız E3’lerin, işlevsel ve bağımsız görünen dış görüntülerine rağmen başkalarının onayına üstü örtülü bağımlılıkları vardır; kabul edilmek ve gereken ilgiyi elde edebilmek için sürekli kendilerini koşullara uydururlar. Kısacası, o üstün etkileşime girme ve çevreye uyma yeteneklerinin altında duygusal bir savunmasızlık ve hatta boşluk yatar. Ama dıştan bakıldığında, imajlarını insanlara ve toplumsal beklentilere göre sürekli değiştiren bir insan ortaya çıkar. E3’ler ne kadar başarı ve hayranlık toplarlarsa toplasınlar her zaman gerçek nefislerinden, değerin ve kimliğin kaynağı olan özlerinden kopuk olma sorunu yaşayacaklardır.


E3’ler yaşam enerjilerini imajlarını cilalamak, benliğe değer katmak için kullanırlarsa kaçınılmaz olarak var oluşun kaynağından uzaklaşacaklardır. Bunun sonucu ise boşluk ve değersizlik hisleridir. E3’ler başkalarının hayranlığını kazanmak istiyorlarsa sahici (otantik) olmalıdırlar (oldukları gibi davranmalıdırlar). Bunun anlamı, anı fark etmek, yaşanan anda var olmak, yüreğini dinleyerek ana bağlanmaktır. Aslında sahici olmak müthiş bir kazanımdır ve tüm tarzlar için çok önemlidir. Bu özellik E3’leri Temel Arzularına taşıyacaktır. İnsanlar bu nitelikleri taşıyan kişilere değer verirler. E3’ler başarıları ile geçici ün ve tanınma elde edebilirler, ama yürekle bağlantı olmazsa sonuç yalnızlık, boş zaferler ve duygusal kopukluktur. E3’ün Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: E3’ler kendini olduğu kabul eden, çevreye adapte olabilen, öz güven sahibi, hayranlık uyandırıcı bir şekilde kendini geliştiren bir kişiden amaca yönelik imaj meraklısı bir kişiye ve kendini yüceltici bir narşizme, oradan da ilkesiz aldatmacılığa, dizginlenemeyen sahtekârlığa ve çıkarcılığa ve en sonunda kötü niyetli psikopat davranışlara sürüklenirler.


E3’ler, kalbin temel nitelikleri ile ilgili en şiddetli sorunları yaşarlar ve kişilikleri bu sorunları telafi etmek üzere gelişmiştir. E2’ler ve E4’lerin tersine E3’ler Hissetme Merkezine yabancılaşmışlardır; değer ve kimlik duyuları için de Düşünme ve Devinen-içgüdüsel Merkezlere E3’ün kişiliği iki işlem kipine ayrılmıştır: Hissetmek ve yapmak. Çoğu zaman E3’ler “yapma kipindedir,” yani bir çeşit düşünme ve içgüdü bileşimi bir kip. Bu durumda söylemleri “iş yapıyorum, öyleyse varım.” dır. E3’ler yeterli, becerikli, çabuk kavrayan insanlardır, serinkanlı profesyonellerdir. Arada duygusal yönlerini anımsarlar ve derin hisler içine girerler. “Hissetme kipinde” oldukları zaman ise averaj E3’ler pek verimli çalışamazlar, yalnızca hissedebilirler.


Birçok E3, averaj seviyelerde bile yapma ve hissetmeyi aynı anda yapamadıklarını söylemişlerdir. Hislerine yoğunlaşırlarsa iş yapamayacaklarına, çalıştıkları zaman ise hislere yer olmadığına inanırlar. Çoğu insan ve anne babaları E3’leri, hislerini bir kenara koyup kendilerini çalışmaya verdikleri için kutlarlar ve böylece bu kalıbı beslerler. Başarılı olma talebi arttıkça averaj E3’ler hissetme yönlerini tümüyle kapatıp yapmayı ön plana çıkarırlar. Seviyelerde aşağı düştükçe ortaya çıkardıkları işlerle özdeşleşmeye başlarlar ve hislerini tehdit edici ve boğucu olarak algılarlar. Hisler ve çalışma arasındaki bölünme büyüdükçe hisler bilinç dışına itilir ve bu bilinçdışı hisler davranışları yönlendirmeye başlar zorlu bir şekilde ortaya çıkarlar ve sonunda çalışma yeteneğini mahvederler. E3’ler sağlık Seviyelerinde düştükçe hissetme ve yapma kipleri arasındaki duvar aşılamaz bir hale gelir. Bu durumda insanlar ve olaylar E3’leri duygusal olarak etkiler ama bastırılmış hisler kendini gösteremez. Zamanla kıskançlık, öfke, düşmanlık ve bunalım hisleri yığılmaya ve işlevselliği engellemeye başlar. Bu durum, E3’lerin hislerinden daha da çok korkmalarına ve onlardan büsbütün kaçmalarına neden olur.


Duvarın ayırımı uzun sürerse bastırılmış ve işlenmemiş hisler diğer iki Merkezin de çökmesine neden olur. Düşünme Merkezi dengesini yitirirse sağlıksız E3’ler, duygusal sorunlarının sorumlusu olarak gördükleri başarılar, kazançlar, insanlar veya sahip oldukları şeyler hakkında takıntılı düşünce kalıplarına girerler. Devinen-içgüdüsel Merkez çöktükçe sağlıksız E3’ler etkili eyleme girme yeteneklerini yitirirler, kendilerini ihmal ederler ve madde bağımlılığı başlar


Sağlıklı E3’lerin kendilerini geliştirmek için belirli bir işleve yoğunlaşmalarına gerek yoktur ama hislerini diğer işlevleri ile bütünleştirmeye, gerçek hislerini tamamıyla bilinçli bir farkındalığa taşımaya gereksinimleri vardır. Sağlıklı E3’ler hislerine sahip çıkmalıdırlar ve etkinliklerinde ortaya çıkan duygusal hallerini olduğu gibi tanımalıdırlar. Bu onları daha az verimli yapabilir veya kısa vadede çevreden daha az onay toplayabilirler ama zamanla bilinçdışı duygusal tepkilerle daha az yönetilecekler ve kalbin derinliklerindeki temel nitelikler ortaya çıkıp yeşerecektir.



Narşisistik Kişilik Bozukluğu

Narşistik Kişilik Bozukluğu üstünlük duygusunun, beğenilme gereksinmesinin ve empati yoksunluğunun yer aldığı, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullarda seyreden sürekli bir örüntüdür. Narşistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar, kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar. Sürekli başarılarını ve yeteneklerini abartırlar, övüngen ve gösterişçi görünürler. Başkalarının da kendi çabalarına aynı değeri verdiklerini sanırlar ama bekledikleri ve hak ettiklerini düşündükleri övgüyü elde edemeyince şaşırırlar. Kendi başarılarını abartarak aslında başkalarının katkılarını değersiz bulurlar ve küçümserler. Çoğu zaman sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ve kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar. “Çoktan olması gereken” hayranlık ve ayrıcalık kazanımları ile ilgili derin düşüncelere saplanırlar ve kendilerini ünlü ve ayrıcalıklı insanlarla karşılaştırırlar. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar genelde kendilerine hayranlık duyulmasını isterler. Öz saygıları hemen her zaman kırılgandır. Kafaları hep ne kadar başarılı oldukları ve başkaları tarafından ne kadar olumlu algılandıkları konusu ile meşguldür. Böylece sürekli ilgi ve beğeni ihtiyacı içindedirler.


Tantana ile karşılanmak isterler ve başkaları mal ve mülklerine imrenmiyor diye şaşkınlık içine girerler. Çekiciliklerini kullanarak kompliman toplamaya çalışırlar. Kendilerini ne denli üstün gördükleri, özel ve ayrıcalıklı davranış beklentilerinin mantıksızlığında görülebilir. Bu hak duyusu ve başkalarının istek ve ihtiyaçlarına takındıkları duyarsızlık, başkalarını bilinçli veya kasıtsız sömürmelerine neden olur. Diğer kişi amaçları için yararlı ise veya öz saygılarını destekliyorsa arkadaş olabilirler veya romantik ilişki kurabilirler. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar genelde empati duyamazlar ve başkalarının arzularını, öznel deneyimlerini ve hislerini tanımakta zorlanırlar. Herkesin kendi refahları ile ilgilendiğini varsayarlar. Başkalarının kendi sorun ve kaygılarından söz etmelerini küçümseme ve sabırsızlık ile karşılarlar.


Başkalarının ihtiyaçlarını, arzularını veya hislerini tanıdıktan sonra da bunları zayıflık ve savunmasızlık işareti olarak görürler. Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanlar, onları tanıyanlar tarafından duygusal olarak soğuk ve karşılıklı ilgiden yoksun olarak algılanır. İlişkili nitelikler: Öz saygıdaki kırılganlık, Narşisistik Kişilik Bozukluğu olan insanları eleştiri veya yenilgiden gelen yaraya karşı çok duyarlı yapar. Dışarıdan öyle gözükmeyebilir ama eleştiri bu kişilere çok sıkıntı verir ve kendilerini küçük düşürülmüş, aşağılanmış ve boş hissetmelerine neden olur. Hafife alan, öfke içeren veya meydan okuyan karşı atak ile tepki verirler. Devam eden utanç veya küçük düşme hisleri ve bunlara eşlik eden öz-eleştiri, zamanla sosyal çekilmeye, bunalıma ve Distiymik veya Ağır Depresif Bozukluğa neden olur.


<<<<<<< HEAD ======= >>>>>>> f6e1af7 (İlk commit) >>>>>>> temp-branch