ENNEAGRAM 2
Cömert, kendini göstermeyi seven, insanları memnun etmeye çalışan, baskı kuran
Medyada Enneagram 2
Aşağıda bazı enneagram 2 karakterleri görebilirsiniz.
Duygu üçlüsünde yer alır.
Bu tarzlar kimlik ve değer araştırması içindedirler ve duygularını aşırı gösterirler. E2 coşkun ve aşırı arkadaşça olabilir; başkaları ile ilgili yalnızca olumlu duygularını belirtir, kendi ihtiyaçlarının veya gizli niyetlerinin farkında değildir ve bunları bastırır. Alçakgönüllülük Erdeminin yitirilmesi, kibre neden olur. Ayrımı daha iyi yapabilmek için buna aynı zamanda Kendini Beğenmişlik- kendi iyiliklerinden gurur duymak, kendi erdemlerinden haz duymak, kendini sevecen ve iyi niyetli bir insan olarak görmek- diyebiliriz. Kibir Tutkusu, kendimizi başkalarının hayatındaki en önemli sevgi ve iyilik kaynağı olarak görmemize neden olur. (“Ben olmasaydım ne yaparlardı?”) Bu “iyilik” dikkat çekmek için yapılmıştır; amaç kişiye, özverisi, alçakgönüllülüğü, cömertliği, vb için hayranlık duyulması ve karşılığının verilmesidir.
Kibrin diğer bir unsuru çekilen sıkıntıyı kabul edememek, muhtaç olma durumunu, acıyı inkâr etmektir. Bu tarafımız, “Sorun sahibi olan sensin, ben değil! Ben rahatım ve sana yardıma hazırım” demektedir. Aslında hepimiz, özellikle İkiler, ne denli üzgün ve yalnız olduğumuzu başkalarının fark etmesini istemiyoruz. Kibir, çektiğimiz acıyı ve yardıma ihtiyacımız olduğunu diğer insanların görmesine izin vermemizi önler. Kibir aynı zamanda Özümüz ile ve özellikle gerçek sevgi ile teması kaybettiğimiz olgusunu reddetmemiz demektir.
Sağlıklı ve Sağlıksız Haller
Çok sağlıklı İkiler başkalarını, çıkar gözetmeden, teşekkür, takdir veya karşılık beklemeden severler.
Kendilerini düşünmeden, hatta kendilerini kutlamayı bile akıl etmeden iyilik yaparlar, yardım ederler. Çok basit olarak, bir yerde ihtiyaç görürler ve anında gerekeni yaparlar.
Sağlıklı İki’ler eş duyuma (empati) girebilen, şefkatli, başkaları için duygularla dolu insanlardır. Kendilerini başkalarının yerine koyarlar ve onların ihtiyaçları ile ilgilenirler.
Samimi, sıcak kalpli, takdir edeci, destekleyici, başkalarının iyi taraflarını görebilen kişilerdir. Hizmet önemlidir: Çok cömert, verici ve yardımcıdırlar. Sevgi dolu ve düşünceli bir insan olarak kendilerini unuturcasına başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Sağlıklı İki’ler sınır çizmesini bilirler ve kendi ihtiyaçlarına da önem verirler. En iyi durumda: Kendi çıkarını düşünmeyen, bencillikten uzak ve fedakâr insanlardır. Aradıkları sevgiyi kendi içlerinde buldukları için karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz sevgi taşırlar. Kendilerine ve başkalarına mutluluk içinde bakan, zarif ve sabırlı, gerçekten alçakgönüllü, hayırsever insanlardır.
Averaj E2’ler başkalarına yakınlaşmak isterken insanları memnun etme çabası başlar; aşırı arkadaşça davranan, duygusal gösteriye kaçan ve her şey hakkında “iyi niyet” besleyen kişi olurlar.
Onaylama, “sırtını sıvazlama,” överek göklere çıkarma gibi baştan çıkarıcı ilgi göstererek insan kazanmaya çalışırlar. Sıklıkla “ilişkiden” söz ederler. Gitgide daha muhtaç olurlar ama bunu yadsırlar; aşırı samimiyet gösterirler, davetsiz misafirlerdir: Başkalarının kendilerine ihtiyacı olduğunu kanıtlamak için sevgi adına kişinin başına dikilir ve karışırlar. Başkaları için yeteri kadar bir şeyler yapamadığını düşünen ve kendini feda eden kişi olurlar; karşılanması gereken ihtiyaçlar yaratıp tükenirler. Başkalarının onlara bağlı olmalarını, her şeyi onlara rapor etmelerini, izin ve öneri için onlara gelmelerini isterler. “Yatırım” yaptıkları insanlara hâkim olma ve her şekilde baskı kurma eğilimi içindedirler. Gitgide kendilerini önemli görmeye başlarlar; başkaları için yaptıklarını abartarak önemserler ve karşılık beklerler. Keyfileşir ve küstahlaşırlar, buyurucu olup büyüklük ve amirlik taslarlar. İyilikleri için sürekli teşekkür beklerler ve şereflendirilmek isterler. Hastalık hastası olabilirler veya herkes için yaptıkları iyilikler yüzünden acı çeken mağdur rolünü oynayabilirler.
İstenilmediklerini ve takdir edilmediklerini hisseden sağlıksız E2’ler içerleme duyguları içine girerler ve şiddetle yakınırlar.
Niyetlerini, saldırganlıklarını ve ben-merkezci hallerini tanımaz duruma gelirler; kurnazlıkla yönlendirmeye (manipülasyon) ve böylelikle kendilerine hizmet etmeye başlarlar. Başkalarını yitirmekten korktukları için öz-güvenleri zayıflar, suçluluk duygularını ve zayıflıklarını kullanmaya başlarlar. Duygularını bastırmak ve sempati kazanmak için aşırı yemeğe ve ilaç kullanmaya başlarlar. Saplantılı sevgi ve avını sezdirmeden izleme başlar. Küçük düşürücü yorumlar yaparlar; istedikleri her şeyi elde etmede kendilerini haklı gördükleri için zorlayıcı yollara başvururlar: Eski yardımların karşılığı beklenir, teşekkür için para istenir, özel iltimas talep edilir. Başkalarından yeteri kadar takdir gelmediği için kendilerini kurban gibi hissederler.
Aile ve Bireysel İlişkilerinde E2
Baba veya baba rolündeki kişi ile çelişkili ilişki. İki’lerin çocukken hizmet ederek, başkalarını memnun ederek, böylelikle onların sevgi ve övgüsünü kazanmaya çalışarak ailede yer edinmeye çalışmalarıdır. Daha derin ve belki de bilinçdışı bir seviyede İki’ler aile yapısını kurma, aile içinde kılavuz olma ve aile disiplini konularında sorumlu kişi veya kişiler tarafından itildiklerini hissettiler. Bu kişi, her zaman olmamasına rağmen, genelde babadır. Reddedilme hislerine karşı E2’ler ebeveynlerine veya kardeşlerine karşı “küçük bakıcı” rolünü oynamayı öğrenirler. Daha sonra yetişkin ilişkilerinde bu role takılı kalabilirler. E2’ler başkaları için duygularını ifade edebilmek, insanlara yardım etmek, yaptıkları için takdir edilmek, başkaları üzerinde önemli bir şekilde etkili olmak, insanlara yakınlaşmak, başkaları için gerekli olmak, başkalarını kontrol etmek, taleplerinde haklı olmak isterler.
Yakınlık ararlar. Bu arayış yalnızca insanlara yakın olmak ile ilgili değildir. Gerçekten kabul edildikleri, yakın hissettikleri, derinden istendikleri bir ilişki kurmak isterler. Kısacası, başkaları tarafından istendikleri zaman öz değerlerinin kanıtlandığını düşünürler. Sağlık seviyeleri düştüğü zaman ise başkaları bu yakınlık arzusunun yoğunluğundan kaçmaya başlar.
Yapısal Örüntü ve Gelişim Yönleri
E2’ler insanları aşırı överler, onların ihtiyaçlarını karşılarlar ve bu insanların kendilerini iyi hissetmeleri için çaba gösterirler; böylece onların onayını ve takdirini kazanmaya çalışırlar. Herkes gibi İki’ler de kendileri hakkında iyi hisler beslemek isterler ama benliklerinin yapısından dolayı bunun için başkalarının minnet ve sevgisine ihtiyaçları vardır. Diğer bir deyişle İki’ler, kendilerin hakkında olumlu geri bildirim (yani, pohpohlama) alabilmek amacıyla başkalarına yardım etmek isterken olmadık yollara başvurabilirler. E2’lerin zihinleri sürekli, başkaları için ne yapabilirim veya onlara neler söyleyebilirim, konusu ile meşguldür; kendilerinin ne denli sevecen ve iyi kalpli olduklarını düşünürler ve başkalarından bunu duymak isterler. Sonuç olarak bu pohpohlanma olayı, kibrin duygusal konumunu destekler. Kısacası, İki’lerin genel örüntüsü “almak üzere vermektir.” Olumlu ilgi alabilmek amacı ile başkaları için bir şeyler yaparlar veya onlara bir şeyler verirler. Kendi ihtiyaçlarının karşılanması için başkalarının ihtiyaçlarını karşılarlar. Bu dünyada iyi şeyler olması için kişisel çabasının ve iyi niyetinin gerekli olduğuna, dolayısıyla başkalarının onun yardımına, desteğine, övgüsüne, pohpohlamasına, yüreklendirmesine vb. ihtiyacı olduğuna inanır.
Yakınlık ararlar. Bu arayış yalnızca insanlara yakın olmak ile ilgili değildir. Gerçekten kabul edildikleri, yakın hissettikleri, derinden istendikleri bir ilişki kurmak isterler. Kısacası, başkaları tarafından istendikleri zaman öz değerlerinin kanıtlandığını düşünürler. Sağlık seviyeleri düştüğü zaman ise başkaları bu yakınlık arzusunun yoğunluğundan kaçmaya başlar.
Averaj İki’ler, herhangi bir art düşünceleri veya karşılanması gereken duygusal ihtiyaçları olmaksızın insanları bütünüyle sevdiklerini düşünürler. Bu arada kendi ihtiyaçlarının giderilmesi için de başkalarını kurnazlıkla yönlendirmeye (manipülasyon) başlarlar. Kibirlerine ve kendini önemseme eğilimlerine rağmen başkaları için gerçek eş duyum içinde olabilmeleri, averaj E2’leri daha da çökmekten, zorlama ve baskı kurma yöntemlerine başvurmaktan kurtarır. Başkaları ile özdeşleşme yetenekleri onları daha da sağlıklı davranış ve tutumlara yöneltir. İki’ler istediklerini doğrudan elde edemeyeceklerini hissederler; istekleri başkalarının sevgi ve takdir göstergesi olarak gerçekleşecektir. Bu yüzden İki’ler “ima” gibi üstü kapalı yollar kullanırlar ve istekleri, sanki başkalarının onlara olan sevgisinden doğmuş ve doğal olarak onlara ulaşmış gibi gözükür. Diğer bir deyişle, averaj ve sağlıksız E2’ler isteklerini açıkça ifade etmeden bildirirler. Varlığı kabul edilmemiş ihtiyaçlar, sözü edilmeyen talepler ve gizli niyetler yüzünden, özellikle aynı insanlara karşı duydukları sevgi dolu, olumlu hisler ile bilinçdışı içerlemeler ve saldırganlıklar arasında gerilim ve çatışma oluşur.
Sağlıksız E2’lerde bu iç çatışmalar, başkalarına karşı küstahlık, zorlayıcı davranışlar ve özüne karşı ise kendini feda, mazoşizm olarak belirir. İç çatışmalar bilinçli olarak bastırılmasına rağmen saldırgan dürtüler bilinçdışı seviyede E2’yi kemirmeye başlar ve ilişkiler kötüleşir. Bu kişilerarası ve ruhsal gerilim, bilinçli acı çekmelere ve bedensel rahatsızlıklara yol açar; işte E2’lerin yapısal örüntüsü budur. Öz değerlerinin başkalarının olumlu tepkilerine dayandığına inanmak. Sadece başkalarının onlara belirli bir şekilde davranmalarını sağladıkları zaman sevgiye ve dikkate değer olduklarını düşünmek E2’nin bilişsel hatasıdır.
Sağlık seviyeleri düşen diğer insanlar gibi E2’ler Temel Arzularından (sevilmek) uzaklaşırlar ve giderek Temel Korkularını (yalnız kendileri için sevilememe ve istenmeme korkusu) beslerler. Kurnazlıkla yönlendirici, zorlayıcı, hükmedici oldukça, kibir içinde kendilerini önemsedikçe insanlar onları terk etmeye başlar. (İşin ilginç yönü, başkalarının tepkileri sayesinde İki’ler, bu kendini aldatmaca içinden çıkıp ne denli sevecen veya ne denli şişmiş bir benliğe sahip olduklarını anlayabilirler. E2’lerin sürekli kişisel çatışmalara girmeleri ise kibirli aldatmacaya saplandıklarının göstergesidir.) E2’lerin hatırlaması gereken en önemli şey eğer başkalarına karşı sevgi dolu ve destekleyici olmak istiyorlarsa kendi ihtiyaç ve sınırlarının farkında olmaları gereğidir.
İki’ler, başkalarının ihtiyaçlarına yoğunlaşma ile kendi ihtiyaçlarını kabul etme arasında denge kurmalıdırlar. Daha da ötesi, başkalarına baktıkları gibi kendilerine de bakmalıdırlar. Aslında, sorun İki’lerin cömertliği değil, bu cömertliğin takdirle ödüllendirilmesi ve buna bir şekilde karşılık verilmesi gibi gizli bir beklentinin var oluşudur. Başka insanlar E2’lere istekleri doğrultusunda yanıt veremeyebilirler. E2’ler bu şekilde reddedildikçe daha da büyük sevgi beklentisi içine girerler. Başkalarına bir şeyler verdiklerinde ilgi talep ettikleri veya övgü arayışına girdikleri anda yanlış yönde gidiyorlar demektir ve sonunda sadece sinirleri bozulacak ve acı çekeceklerdir.
E2’nin Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: E2’ler sağlıklı bir çıkar gözetmeyen fedakârlıktan, cömertlikten ve şefkatli kişilikten taşkın arkadaşlığa, her şeyi kapsayan bir hükmediciliğe ve özverilerde bulunan kendini beğenmiş evliyaya, daha sonra da sağlıksız seviyede çevreyi çıkar için kurnazlıkla yönlendiren, kendini önemseyen, zorla hükmeden ve bastırılmış saldırganlıklarının neden olduğu psikosomatik acılarla kendini haklı göstermek isteyen kişiliğe çökerler. E2’lerin iç simetrileri şu şekildedir ve bu E2’nin Profilini okuyan birisi şunu sorabilir: “Sağlıklı olduğum zaman bencillikten uzak mıyım? Aynı zamanda kendini düşünmeyen fedakâr bir insan mıyım? Koşulsuz sevgi verebiliyor muyum? Eş duyum gösterebiliyor muyum? Şefkatli ve insancıl mıyım? Sıcakkanlı mıyım?” Bu sağlıklı niteliklerin tümü özellikle E2’ler için geçerlidir. Doğal olarak herkes ara sıra ilgili, sıcakkanlı veya sevecen olabilir. Temel fark E2’lerin yalnızca insancıl, sıcakkanlı veya yardımsever değil, aynı anda kendini düşünmeyen, bencillikten uzak, koşulsuz seven, şefkatli, ilgili, vb insanlar olduğudur.
Sağlıklı E2’ler, Profilde listelenen tüm özelliklere değişik derecelerde sahiptirler ve bunları sürekli sergilerler. Söz konusu özellikler sağlıklı E2’lerin tipik davranışlarıdır çünkü bu tarz onların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. E2’ler benlikleri ile meşgulken His Merkezinin gerçek nitelikleri ortaya çıkamamaktadır. E2’ler sevgi hislerini eylem ile göstererek, insanlar için bir şeyler yaparak bunu E2’ler “hislerini hissetmek” yerine “hislerini yaparlar”. E2’ler, duygusal ve içgüdüsel enerjileri birbirine karıştığı için bu iki işlevi birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Hatta duygusallıklarının içgüdüsel yanıtlara müdahale ettiğini söyleyebiliriz.
Sonuç olarak E2’lerin hisleri, başka insanlarla olan özdeşleşmeleri ve onlara olan tepkileri, içgüdülerini (güçlü olma, kendini koruma ve kendi varlıklarını hissetme yeteneklerini) adeta boğmaktadır. E2’ler, insanlara besledikleri hisler yolu ile bir içgüdüsel işlev olan Var Olma duyusunu geliştirmeye çalışırlar. Zamanla bu örüntüler içinde başkalarına karşı olan hislerine odaklanıp kendilerini tamamen unuturlar.
E2’ler aynı zamanda duygusal ve içgüdüsel tepkileri de karıştırırlar. Basitçe “hislerini hissetmeyi” beceremezler, hislerine göre bir şey yapma ihtiyacındadırlar; örneğin, sevgi işareti olarak insanlara yardım etmelidirler. Bu tavır, E2’lerin en yoğun hisseden tarz olduğu şeklinde bir düşünceye neden olabilir. Bu doğru değildir. E2’ler herkesten daha fazla hissediyor gibi gözükürler çünkü bu iki merkezin dolaşıklığından dolayı hislerini eyleme sokmak ihtiyacı içindedirler. Hisleri sadece daha fazla ortalıktadır. E2’ler Sağlık Seviyelerinde düştükçe bu dengesizlik artar. Duygusal konulardan dolayı sağlıkları resmen zarar görür. Bunun sonucu yemek ve ilaca dadanarak bedeni zorlamaktır.
Averaj E2’ler bu gidişi tersine döndürüp Düşünme Merkezlerini geliştirebilir ve kişilikleri ile olan özdeşleşmelerinden bir miktar kurtulabilirler. Birçok E2, duygularının kendilerini çok etkilediğini, bu yüzden huzur bulmakta veya bakış açısı oluşturmakta, büyük resmi görmekte veya fikirleri bağdaştırmakta zorlandıklarını söylemekteler. E2’ler aynı zamanda doğrusal ve sözel iletişimle aralarının pek iyi olmadığını belirtmişlerdir. Bu tarz açıklamalar E2’lerin en az kullandıkları Merkezin Düşünme Merkezi olduğunu göstermiştir. E2’nin Düşünme Merkezi ile az temasta olmasının zekâ ile ilgisi olmadığını belirtmeliyiz. E2’ler zihinsel beceriler yönünden dâhi olabilirler ama Hissetme ve içgüdüsel Merkezlerine o kadar yoğunlaşmışlardır ki zekâ yetenekleri ikincil plandadır. Düşünme Merkezinin doğru anlaşılması gerekir: Bu Merkezin gerçek ve temel niteliği, sessiz zihnin iç kılavuzluğunu geliştirmektir. Merkezin daha çok kitap okumak, üniversiteye gitmek veya bilgin olmakla ilgisi yoktur. E2’ler duygusal tepkilerini temel içgüdüsel tepki ve ihtiyaçlarından ayırt etmeyi öğrenerek sağlık Seviyelerinde yükselebilirler.
Gerçek his ve güdülerinin, özellikle olumsuz hislerin, farkına vardıkça duygularını eylemlerinden ayırmaya başlarlar. E2’ler hiçbir şey yapmadan duyguları ile yaşayabilirlerse Hissetme Merkezi dengesini bulur, bastırılmış acılar yüzeye çıkar ve diner. E2’ler artık zorluk içinde sevgi ile başkalarına yönlenmiş olmaktan çıkıp kalplerinin önündeki engelleri kaldırırlar. Kalbin Temel nitelikleri dengeli ve şefkat dolu olarak ortaya çıkar ve böylece E2’ler hem kendilerine hem de başkalarına özgürce önem veren kişi olurlar.
Histrionik Kişilik Bozukluğu
Histrionik Kişilik Bozukluğu, genç erişkinlik döneminde başlayan, değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntüdür. Histrionikler ilgi odağı olmadıkları durumlarda rahatsızdırlar. Çoğu kez neşeli, keyifli, dramatik ve canlıdırlar; dikkati kendilerine çekmek isterler. Yeni tanıştıkları insanları başlarda hevesleri, açıklıkları veya işveleri ile büyülerler… Bu ihtiyaç, bir klinik tedavi uzmanının yanında da çeşitli davranışlarla ortaya çıkar (örneğin, pohpohlama, hediye getirmek, her vizitede değişen fiziksel ve ruhsal semptomları dramatik bir şekilde anlatmak. (E2’ler ve E7’ler Histrionik Kişilik Bozukluğunun değişik yönlerini paylaşırlar ve çoğu kez birbiri ile karıştırılırlar.)
Histrionik kişiler dramatizasyon, gösterişli haller ve duyguların abartılı ifadesi ile tanımlanır. Az tanıdıklarını aşırı hevesle kucaklamak, en ufak duyarlılıkta kontrolsüz bir şekilde ağlamak veya sinir krizleri geçirmek şeklinde genel ortamda duyguları aşırı bir şekilde sergileyerek arkadaşlarını ve tanıdıklarını utandırabilirler.” Somatizasyon Bozukluğu olan insanlar yakınmalarını genelde renkli ve abartılı bir şekilde anlatırlar ama olguya dayanan bilgi çoğu zaman yoktur. Öyküleri genelde tutarsızdır.
ENNEAGRAM 2
Cömert, kendini göstermeyi seven, insanları memnun etmeye çalışan, baskı kuran
Medyada Enneagram 2
Aşağıda bazı enneagram 2 karakterleri görebilirsiniz.
Duygu üçlüsünde yer alır.
Bu tarzlar kimlik ve değer araştırması içindedirler ve duygularını aşırı gösterirler. E2 coşkun ve aşırı arkadaşça olabilir; başkaları ile ilgili yalnızca olumlu duygularını belirtir, kendi ihtiyaçlarının veya gizli niyetlerinin farkında değildir ve bunları bastırır. Alçakgönüllülük Erdeminin yitirilmesi, kibre neden olur. Ayrımı daha iyi yapabilmek için buna aynı zamanda Kendini Beğenmişlik- kendi iyiliklerinden gurur duymak, kendi erdemlerinden haz duymak, kendini sevecen ve iyi niyetli bir insan olarak görmek- diyebiliriz. Kibir Tutkusu, kendimizi başkalarının hayatındaki en önemli sevgi ve iyilik kaynağı olarak görmemize neden olur. (“Ben olmasaydım ne yaparlardı?”) Bu “iyilik” dikkat çekmek için yapılmıştır; amaç kişiye, özverisi, alçakgönüllülüğü, cömertliği, vb için hayranlık duyulması ve karşılığının verilmesidir.
Kibrin diğer bir unsuru çekilen sıkıntıyı kabul edememek, muhtaç olma durumunu, acıyı inkâr etmektir. Bu tarafımız, “Sorun sahibi olan sensin, ben değil! Ben rahatım ve sana yardıma hazırım” demektedir. Aslında hepimiz, özellikle İkiler, ne denli üzgün ve yalnız olduğumuzu başkalarının fark etmesini istemiyoruz. Kibir, çektiğimiz acıyı ve yardıma ihtiyacımız olduğunu diğer insanların görmesine izin vermemizi önler. Kibir aynı zamanda Özümüz ile ve özellikle gerçek sevgi ile teması kaybettiğimiz olgusunu reddetmemiz demektir.
Sağlıklı ve Sağlıksız Haller
Çok sağlıklı İkiler başkalarını, çıkar gözetmeden, teşekkür, takdir veya karşılık beklemeden severler.
Kendilerini düşünmeden, hatta kendilerini kutlamayı bile akıl etmeden iyilik yaparlar, yardım ederler. Çok basit olarak, bir yerde ihtiyaç görürler ve anında gerekeni yaparlar.
Sağlıklı İki’ler eş duyuma (empati) girebilen, şefkatli, başkaları için duygularla dolu insanlardır. Kendilerini başkalarının yerine koyarlar ve onların ihtiyaçları ile ilgilenirler.
Samimi, sıcak kalpli, takdir edeci, destekleyici, başkalarının iyi taraflarını görebilen kişilerdir. Hizmet önemlidir: Çok cömert, verici ve yardımcıdırlar. Sevgi dolu ve düşünceli bir insan olarak kendilerini unuturcasına başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Sağlıklı İki’ler sınır çizmesini bilirler ve kendi ihtiyaçlarına da önem verirler. En iyi durumda: Kendi çıkarını düşünmeyen, bencillikten uzak ve fedakâr insanlardır. Aradıkları sevgiyi kendi içlerinde buldukları için karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz sevgi taşırlar. Kendilerine ve başkalarına mutluluk içinde bakan, zarif ve sabırlı, gerçekten alçakgönüllü, hayırsever insanlardır.
Averaj E2’ler başkalarına yakınlaşmak isterken insanları memnun etme çabası başlar; aşırı arkadaşça davranan, duygusal gösteriye kaçan ve her şey hakkında “iyi niyet” besleyen kişi olurlar.
Onaylama, “sırtını sıvazlama,” överek göklere çıkarma gibi baştan çıkarıcı ilgi göstererek insan kazanmaya çalışırlar. Sıklıkla “ilişkiden” söz ederler. Gitgide daha muhtaç olurlar ama bunu yadsırlar; aşırı samimiyet gösterirler, davetsiz misafirlerdir: Başkalarının kendilerine ihtiyacı olduğunu kanıtlamak için sevgi adına kişinin başına dikilir ve karışırlar. Başkaları için yeteri kadar bir şeyler yapamadığını düşünen ve kendini feda eden kişi olurlar; karşılanması gereken ihtiyaçlar yaratıp tükenirler. Başkalarının onlara bağlı olmalarını, her şeyi onlara rapor etmelerini, izin ve öneri için onlara gelmelerini isterler. “Yatırım” yaptıkları insanlara hâkim olma ve her şekilde baskı kurma eğilimi içindedirler. Gitgide kendilerini önemli görmeye başlarlar; başkaları için yaptıklarını abartarak önemserler ve karşılık beklerler. Keyfileşir ve küstahlaşırlar, buyurucu olup büyüklük ve amirlik taslarlar. İyilikleri için sürekli teşekkür beklerler ve şereflendirilmek isterler. Hastalık hastası olabilirler veya herkes için yaptıkları iyilikler yüzünden acı çeken mağdur rolünü oynayabilirler.
İstenilmediklerini ve takdir edilmediklerini hisseden sağlıksız E2’ler içerleme duyguları içine girerler ve şiddetle yakınırlar.
Niyetlerini, saldırganlıklarını ve ben-merkezci hallerini tanımaz duruma gelirler; kurnazlıkla yönlendirmeye (manipülasyon) ve böylelikle kendilerine hizmet etmeye başlarlar. Başkalarını yitirmekten korktukları için öz-güvenleri zayıflar, suçluluk duygularını ve zayıflıklarını kullanmaya başlarlar. Duygularını bastırmak ve sempati kazanmak için aşırı yemeğe ve ilaç kullanmaya başlarlar. Saplantılı sevgi ve avını sezdirmeden izleme başlar. Küçük düşürücü yorumlar yaparlar; istedikleri her şeyi elde etmede kendilerini haklı gördükleri için zorlayıcı yollara başvururlar: Eski yardımların karşılığı beklenir, teşekkür için para istenir, özel iltimas talep edilir. Başkalarından yeteri kadar takdir gelmediği için kendilerini kurban gibi hissederler.
Aile ve Bireysel İlişkilerinde E2
Baba veya baba rolündeki kişi ile çelişkili ilişki. İki’lerin çocukken hizmet ederek, başkalarını memnun ederek, böylelikle onların sevgi ve övgüsünü kazanmaya çalışarak ailede yer edinmeye çalışmalarıdır. Daha derin ve belki de bilinçdışı bir seviyede İki’ler aile yapısını kurma, aile içinde kılavuz olma ve aile disiplini konularında sorumlu kişi veya kişiler tarafından itildiklerini hissettiler. Bu kişi, her zaman olmamasına rağmen, genelde babadır. Reddedilme hislerine karşı E2’ler ebeveynlerine veya kardeşlerine karşı “küçük bakıcı” rolünü oynamayı öğrenirler. Daha sonra yetişkin ilişkilerinde bu role takılı kalabilirler. E2’ler başkaları için duygularını ifade edebilmek, insanlara yardım etmek, yaptıkları için takdir edilmek, başkaları üzerinde önemli bir şekilde etkili olmak, insanlara yakınlaşmak, başkaları için gerekli olmak, başkalarını kontrol etmek, taleplerinde haklı olmak isterler.
Yakınlık ararlar. Bu arayış yalnızca insanlara yakın olmak ile ilgili değildir. Gerçekten kabul edildikleri, yakın hissettikleri, derinden istendikleri bir ilişki kurmak isterler. Kısacası, başkaları tarafından istendikleri zaman öz değerlerinin kanıtlandığını düşünürler. Sağlık seviyeleri düştüğü zaman ise başkaları bu yakınlık arzusunun yoğunluğundan kaçmaya başlar.
Yapısal Örüntü ve Gelişim Yönleri
E2’ler insanları aşırı överler, onların ihtiyaçlarını karşılarlar ve bu insanların kendilerini iyi hissetmeleri için çaba gösterirler; böylece onların onayını ve takdirini kazanmaya çalışırlar. Herkes gibi İki’ler de kendileri hakkında iyi hisler beslemek isterler ama benliklerinin yapısından dolayı bunun için başkalarının minnet ve sevgisine ihtiyaçları vardır. Diğer bir deyişle İki’ler, kendilerin hakkında olumlu geri bildirim (yani, pohpohlama) alabilmek amacıyla başkalarına yardım etmek isterken olmadık yollara başvurabilirler. E2’lerin zihinleri sürekli, başkaları için ne yapabilirim veya onlara neler söyleyebilirim, konusu ile meşguldür; kendilerinin ne denli sevecen ve iyi kalpli olduklarını düşünürler ve başkalarından bunu duymak isterler. Sonuç olarak bu pohpohlanma olayı, kibrin duygusal konumunu destekler. Kısacası, İki’lerin genel örüntüsü “almak üzere vermektir.” Olumlu ilgi alabilmek amacı ile başkaları için bir şeyler yaparlar veya onlara bir şeyler verirler. Kendi ihtiyaçlarının karşılanması için başkalarının ihtiyaçlarını karşılarlar. Bu dünyada iyi şeyler olması için kişisel çabasının ve iyi niyetinin gerekli olduğuna, dolayısıyla başkalarının onun yardımına, desteğine, övgüsüne, pohpohlamasına, yüreklendirmesine vb. ihtiyacı olduğuna inanır.
Yakınlık ararlar. Bu arayış yalnızca insanlara yakın olmak ile ilgili değildir. Gerçekten kabul edildikleri, yakın hissettikleri, derinden istendikleri bir ilişki kurmak isterler. Kısacası, başkaları tarafından istendikleri zaman öz değerlerinin kanıtlandığını düşünürler. Sağlık seviyeleri düştüğü zaman ise başkaları bu yakınlık arzusunun yoğunluğundan kaçmaya başlar.
Averaj İki’ler, herhangi bir art düşünceleri veya karşılanması gereken duygusal ihtiyaçları olmaksızın insanları bütünüyle sevdiklerini düşünürler. Bu arada kendi ihtiyaçlarının giderilmesi için de başkalarını kurnazlıkla yönlendirmeye (manipülasyon) başlarlar. Kibirlerine ve kendini önemseme eğilimlerine rağmen başkaları için gerçek eş duyum içinde olabilmeleri, averaj E2’leri daha da çökmekten, zorlama ve baskı kurma yöntemlerine başvurmaktan kurtarır. Başkaları ile özdeşleşme yetenekleri onları daha da sağlıklı davranış ve tutumlara yöneltir. İki’ler istediklerini doğrudan elde edemeyeceklerini hissederler; istekleri başkalarının sevgi ve takdir göstergesi olarak gerçekleşecektir. Bu yüzden İki’ler “ima” gibi üstü kapalı yollar kullanırlar ve istekleri, sanki başkalarının onlara olan sevgisinden doğmuş ve doğal olarak onlara ulaşmış gibi gözükür. Diğer bir deyişle, averaj ve sağlıksız E2’ler isteklerini açıkça ifade etmeden bildirirler. Varlığı kabul edilmemiş ihtiyaçlar, sözü edilmeyen talepler ve gizli niyetler yüzünden, özellikle aynı insanlara karşı duydukları sevgi dolu, olumlu hisler ile bilinçdışı içerlemeler ve saldırganlıklar arasında gerilim ve çatışma oluşur.
Sağlıksız E2’lerde bu iç çatışmalar, başkalarına karşı küstahlık, zorlayıcı davranışlar ve özüne karşı ise kendini feda, mazoşizm olarak belirir. İç çatışmalar bilinçli olarak bastırılmasına rağmen saldırgan dürtüler bilinçdışı seviyede E2’yi kemirmeye başlar ve ilişkiler kötüleşir. Bu kişilerarası ve ruhsal gerilim, bilinçli acı çekmelere ve bedensel rahatsızlıklara yol açar; işte E2’lerin yapısal örüntüsü budur. Öz değerlerinin başkalarının olumlu tepkilerine dayandığına inanmak. Sadece başkalarının onlara belirli bir şekilde davranmalarını sağladıkları zaman sevgiye ve dikkate değer olduklarını düşünmek E2’nin bilişsel hatasıdır.
Sağlık seviyeleri düşen diğer insanlar gibi E2’ler Temel Arzularından (sevilmek) uzaklaşırlar ve giderek Temel Korkularını (yalnız kendileri için sevilememe ve istenmeme korkusu) beslerler. Kurnazlıkla yönlendirici, zorlayıcı, hükmedici oldukça, kibir içinde kendilerini önemsedikçe insanlar onları terk etmeye başlar. (İşin ilginç yönü, başkalarının tepkileri sayesinde İki’ler, bu kendini aldatmaca içinden çıkıp ne denli sevecen veya ne denli şişmiş bir benliğe sahip olduklarını anlayabilirler. E2’lerin sürekli kişisel çatışmalara girmeleri ise kibirli aldatmacaya saplandıklarının göstergesidir.) E2’lerin hatırlaması gereken en önemli şey eğer başkalarına karşı sevgi dolu ve destekleyici olmak istiyorlarsa kendi ihtiyaç ve sınırlarının farkında olmaları gereğidir.
İki’ler, başkalarının ihtiyaçlarına yoğunlaşma ile kendi ihtiyaçlarını kabul etme arasında denge kurmalıdırlar. Daha da ötesi, başkalarına baktıkları gibi kendilerine de bakmalıdırlar. Aslında, sorun İki’lerin cömertliği değil, bu cömertliğin takdirle ödüllendirilmesi ve buna bir şekilde karşılık verilmesi gibi gizli bir beklentinin var oluşudur. Başka insanlar E2’lere istekleri doğrultusunda yanıt veremeyebilirler. E2’ler bu şekilde reddedildikçe daha da büyük sevgi beklentisi içine girerler. Başkalarına bir şeyler verdiklerinde ilgi talep ettikleri veya övgü arayışına girdikleri anda yanlış yönde gidiyorlar demektir ve sonunda sadece sinirleri bozulacak ve acı çekeceklerdir.
E2’nin Bölünmez Bütününün akışı kısaca şöyle açıklanabilir: E2’ler sağlıklı bir çıkar gözetmeyen fedakârlıktan, cömertlikten ve şefkatli kişilikten taşkın arkadaşlığa, her şeyi kapsayan bir hükmediciliğe ve özverilerde bulunan kendini beğenmiş evliyaya, daha sonra da sağlıksız seviyede çevreyi çıkar için kurnazlıkla yönlendiren, kendini önemseyen, zorla hükmeden ve bastırılmış saldırganlıklarının neden olduğu psikosomatik acılarla kendini haklı göstermek isteyen kişiliğe çökerler. E2’lerin iç simetrileri şu şekildedir ve bu E2’nin Profilini okuyan birisi şunu sorabilir: “Sağlıklı olduğum zaman bencillikten uzak mıyım? Aynı zamanda kendini düşünmeyen fedakâr bir insan mıyım? Koşulsuz sevgi verebiliyor muyum? Eş duyum gösterebiliyor muyum? Şefkatli ve insancıl mıyım? Sıcakkanlı mıyım?” Bu sağlıklı niteliklerin tümü özellikle E2’ler için geçerlidir. Doğal olarak herkes ara sıra ilgili, sıcakkanlı veya sevecen olabilir. Temel fark E2’lerin yalnızca insancıl, sıcakkanlı veya yardımsever değil, aynı anda kendini düşünmeyen, bencillikten uzak, koşulsuz seven, şefkatli, ilgili, vb insanlar olduğudur.
Sağlıklı E2’ler, Profilde listelenen tüm özelliklere değişik derecelerde sahiptirler ve bunları sürekli sergilerler. Söz konusu özellikler sağlıklı E2’lerin tipik davranışlarıdır çünkü bu tarz onların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. E2’ler benlikleri ile meşgulken His Merkezinin gerçek nitelikleri ortaya çıkamamaktadır. E2’ler sevgi hislerini eylem ile göstererek, insanlar için bir şeyler yaparak bunu E2’ler “hislerini hissetmek” yerine “hislerini yaparlar”. E2’ler, duygusal ve içgüdüsel enerjileri birbirine karıştığı için bu iki işlevi birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Hatta duygusallıklarının içgüdüsel yanıtlara müdahale ettiğini söyleyebiliriz.
Sonuç olarak E2’lerin hisleri, başka insanlarla olan özdeşleşmeleri ve onlara olan tepkileri, içgüdülerini (güçlü olma, kendini koruma ve kendi varlıklarını hissetme yeteneklerini) adeta boğmaktadır. E2’ler, insanlara besledikleri hisler yolu ile bir içgüdüsel işlev olan Var Olma duyusunu geliştirmeye çalışırlar. Zamanla bu örüntüler içinde başkalarına karşı olan hislerine odaklanıp kendilerini tamamen unuturlar.
E2’ler aynı zamanda duygusal ve içgüdüsel tepkileri de karıştırırlar. Basitçe “hislerini hissetmeyi” beceremezler, hislerine göre bir şey yapma ihtiyacındadırlar; örneğin, sevgi işareti olarak insanlara yardım etmelidirler. Bu tavır, E2’lerin en yoğun hisseden tarz olduğu şeklinde bir düşünceye neden olabilir. Bu doğru değildir. E2’ler herkesten daha fazla hissediyor gibi gözükürler çünkü bu iki merkezin dolaşıklığından dolayı hislerini eyleme sokmak ihtiyacı içindedirler. Hisleri sadece daha fazla ortalıktadır. E2’ler Sağlık Seviyelerinde düştükçe bu dengesizlik artar. Duygusal konulardan dolayı sağlıkları resmen zarar görür. Bunun sonucu yemek ve ilaca dadanarak bedeni zorlamaktır.
Averaj E2’ler bu gidişi tersine döndürüp Düşünme Merkezlerini geliştirebilir ve kişilikleri ile olan özdeşleşmelerinden bir miktar kurtulabilirler. Birçok E2, duygularının kendilerini çok etkilediğini, bu yüzden huzur bulmakta veya bakış açısı oluşturmakta, büyük resmi görmekte veya fikirleri bağdaştırmakta zorlandıklarını söylemekteler. E2’ler aynı zamanda doğrusal ve sözel iletişimle aralarının pek iyi olmadığını belirtmişlerdir. Bu tarz açıklamalar E2’lerin en az kullandıkları Merkezin Düşünme Merkezi olduğunu göstermiştir. E2’nin Düşünme Merkezi ile az temasta olmasının zekâ ile ilgisi olmadığını belirtmeliyiz. E2’ler zihinsel beceriler yönünden dâhi olabilirler ama Hissetme ve içgüdüsel Merkezlerine o kadar yoğunlaşmışlardır ki zekâ yetenekleri ikincil plandadır. Düşünme Merkezinin doğru anlaşılması gerekir: Bu Merkezin gerçek ve temel niteliği, sessiz zihnin iç kılavuzluğunu geliştirmektir. Merkezin daha çok kitap okumak, üniversiteye gitmek veya bilgin olmakla ilgisi yoktur. E2’ler duygusal tepkilerini temel içgüdüsel tepki ve ihtiyaçlarından ayırt etmeyi öğrenerek sağlık Seviyelerinde yükselebilirler.
Gerçek his ve güdülerinin, özellikle olumsuz hislerin, farkına vardıkça duygularını eylemlerinden ayırmaya başlarlar. E2’ler hiçbir şey yapmadan duyguları ile yaşayabilirlerse Hissetme Merkezi dengesini bulur, bastırılmış acılar yüzeye çıkar ve diner. E2’ler artık zorluk içinde sevgi ile başkalarına yönlenmiş olmaktan çıkıp kalplerinin önündeki engelleri kaldırırlar. Kalbin Temel nitelikleri dengeli ve şefkat dolu olarak ortaya çıkar ve böylece E2’ler hem kendilerine hem de başkalarına özgürce önem veren kişi olurlar.
Histrionik Kişilik Bozukluğu
Histrionik Kişilik Bozukluğu, genç erişkinlik döneminde başlayan, değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntüdür. Histrionikler ilgi odağı olmadıkları durumlarda rahatsızdırlar. Çoğu kez neşeli, keyifli, dramatik ve canlıdırlar; dikkati kendilerine çekmek isterler. Yeni tanıştıkları insanları başlarda hevesleri, açıklıkları veya işveleri ile büyülerler… Bu ihtiyaç, bir klinik tedavi uzmanının yanında da çeşitli davranışlarla ortaya çıkar (örneğin, pohpohlama, hediye getirmek, her vizitede değişen fiziksel ve ruhsal semptomları dramatik bir şekilde anlatmak. (E2’ler ve E7’ler Histrionik Kişilik Bozukluğunun değişik yönlerini paylaşırlar ve çoğu kez birbiri ile karıştırılırlar.)
Histrionik kişiler dramatizasyon, gösterişli haller ve duyguların abartılı ifadesi ile tanımlanır. Az tanıdıklarını aşırı hevesle kucaklamak, en ufak duyarlılıkta kontrolsüz bir şekilde ağlamak veya sinir krizleri geçirmek şeklinde genel ortamda duyguları aşırı bir şekilde sergileyerek arkadaşlarını ve tanıdıklarını utandırabilirler.” Somatizasyon Bozukluğu olan insanlar yakınmalarını genelde renkli ve abartılı bir şekilde anlatırlar ama olguya dayanan bilgi çoğu zaman yoktur. Öyküleri genelde tutarsızdır.